Pagine:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28] >
Off topic: UYARI: Dikkat Scam
Iniziatore argomento: Adnan Özdemir

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"FETÖ'nün firarileri" Sep 14, 2016

-Sabah gazetesinden alındı--
Anadolu Ajansı Giriş Tarihi: 14.9.2016 21:38 Güncelleme Tarihi: 14.9.2016 21:40

FETÖ'ye yönelik dava ve soruşturmalarda haklarında yakalama kararı olan Fetullah Gülen, Emre Uslu, Ekrem Dumanlı, savcılar ve iş adamlarının yanı sıra bazı emniyet müdürleri de firari durumda bulunuyor.

Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) yönelik soruşturmalar ve açılan davalar sebebiyle haklarında yakalama kararı bulunan Fetullah Gülen, Emre Uslu, Ekrem Dumanlı, Mustafa Zeki Uğurlu ve Adil Öksüz başta olmak üzere, aralarında asker, iş adamı, savcı, emniyet müdürü ve gazetecilerin de olduğu farklı mesleklerden çok sayıda kişi hala firari durumda bulunuyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, FETÖ soruşturmaları ve davalarında haklarında yakalama kararı olan bir numaralı sanık Fetullah Gülen dahil birçok şüpheli yurt dışında bulunuyor.

Darbe girişiminin başarısız olmasının ardından FETÖ'nün bazı üyeleri yurt dışına kaçtı. Titiz çalışmaların ardından Tuğgeneral Nebi Gazneli 14 Ağustos'ta Konya'nın Selçuklu ilçesinde saklandığı evde, Eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tümamiral Hayrettin İmran ve eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici ise 7 Eylül'de İstanbul Tuzla'da yakalandı. Bu gelişmelerin ardından firari general/amiral sayısı 6, firari asker sayısı ise 134'e düştü.

Hala firari durumda bulunan Eski Kuzey Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay ve diğer firari askerlerin yakalanmasına yönelik çalışmalar sürüyor.

Darbe girişimi sırasında Donanma Komutanı Veysel Kösele'yi Yavuz Fırkateyni'nde alıkoyan askerleri komuta ettiği bildirilen söz konusu isimler, darbe girişiminin başarısız olmasının ardından Sahil Güvenlik Komutanlığına ait botla kaçmış, İzmit'te iskeleye çıktıktan sonra ise kendilerini bekleyen araçla firar etmişti.

Firar eden amirallerin arasında bulunan Tuğamiral İrfan Arabacı'nın da yetki alanında olmamasına rağmen darbe girişiminin olduğu gece karargahtaki harekat merkezine inip, gemilerin denize açılmaları emrinin ilgili yerlere gönderilmesi talimatını verdiği belirtildi.

Firari Kalyoncu tankları şehre gönderme emri vermişti

FETÖ'nün darbe girişimi sırasında hazırlanan atama listesi kapsamında 28. Mekanize Tugay Komutanlığına atandığı belirtilen Tuğgeneral Ali Kalyoncu, darbe girişiminin olduğu gece tugaya geldi. Kalyoncu'nun tank ve zırhlı araçları Ankara merkeze gönderme emrini verdiği belirtildi. Darbe girişiminin başarısız olmasının ardından Kalyoncu firar eden subayların arasında yer aldı.

İzmir'deki "askeri casusluk soruşturması"ndaki usulsüzlükler ile bazı bilgilerin sızdırılmasına ilişkin inceleme ve elde edilen belgeler doğrultusunda "FETÖ/PDY'nin Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki yapılanması"na yönelik soruşturma başlatmıştı. Haklarında yakalama kararı çıkarılan Tümamiral Mustafa Zeki Uğurlu ve Tuğamiral Ali Suat Aktürk'ün ifadeleri alınamamıştı. ABD'nin Virginia eyaletindeki NATO karargahında görevli Uğurlu'nun daha sonraki süreçte ABD'den sığınma talep ettiği ortaya çıktı.

Norfolk'taki NATO üssünde görev yapan firari Uğurlu'nun 22 Temmuz'da görev yerinden ayrıldığı, bir daha kendisinden haber alınamadığı öğrenildi.

Özel ekip Öksüz'ü aralıksız arıyor

FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında Ankara'daki Akıncı Üssü'nde gözaltına alındıktan sonra salıverilen FETÖ'nün "hava kuvvetleri imamı" olduğu ileri sürülen Adil Öksüz de kaçan isimlerin başında geliyor.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ'nün darbe girişiminin ardından 16 Temmuz sabahı Ankara'daki Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığında yakalanan ve getirildiği Ankara Batı Adliyesinden adli kontrol şartıyla salıverilen Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Adil Öksüz'ün yakalanması için Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan özel ekip çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Yunanistan'daki iki ateşe aileleriyle İtalya'ya kaçtı

Türkiye'nin Atina Büyükelçiliğinde görevli iki askeri ataşe ise Fetullahçı Terör Örgütü soruşturması kapsamında geri çağrılınca kayıplara karıştı.

Türkiye'nin, Yunanistan Dışişleri Bakanlığından akreditasyonlarının iptal edilmesini istemesinden bu yana Silahlı Kuvvetler Ataşesi Kurmay Albay İlhan Yaşıtlı ve Deniz Ataşesi Albay Halis Tunç'tan haber alınamamıştı. Sonraki süreçte bu kişilerin aileleriyle İtalya'ya kaçtığı ortaya çıkmıştı.

Firari gazeteciler aranıyor

Haklarında gözaltı kararı bulunan gazetecilerden Abdullah Abdulkadiroğlu, Bilal Şahin, Bülent Ceyhan, Fatih Akalan, Fatih Yağmur, Kamil Maman, Mahmut Hazar ve Selahattin Sevi'nin darbe girişiminden sonra Ahmet Dönmez, Turan Görüryılmaz ve Ufuk Emin Köroğlu'nun ise 15 Temmuz'dan önce farklı tarihlerde yurt dışına çıkış yaptığı belirlendi. Şüphelilerden Fatih Akalan'ın Antalya'nın Kaş ilçesinden deniz yoluyla, diğer şüphelilerin ise hava yoluyla ülkeden ayrıldığı öğrenildi.

Kapanan Zaman gazetesinin eski çalışanlarına ve yöneticilerine yönelik FETÖ/PDY soruşturmalarında, Bülent Keneş, Abdullah Abdulkadiroğlu, Bilal Şahin, Bülent Ceyhan, Fatih Akalan, Fatih Yağmur, Kamil Maman, Mahmut Hazar ve Selahattin Sevi'nin de aralarında bulunduğu şüpheliler aranıyor.

Gözaltına alınan, Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay, Ali Bulaç, Mümtazer Türköne, Erdal Şen, Hanım Büşra Erdal, Ufuk Şanlı, Emre Soncan'ın da aralarında olduğu çok sayıda gazeteci FETÖ soruşturması kapsamında çıkartıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

Soruşturma kapmasında haklarında gözaltı kararı bulunan diğer gazeteciler Cevheri Güven, Erkan Akkuş, Ertuğrul Erbaş, Kerim Gün, Levent Kenez, Metin Yıkar, Muhammed Fatih Uğur ve Mürsel Genç de halen firari.

Fetullahçı Terör Örgütünün "futbolda şike kumpası"na ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 19 Nisan'da düzenlediği operasyonda, haklarında gözaltı kararı bulunan eski Zaman gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, eski Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan, eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Osman Karakuş, eski Şanlıurfa Emniyet Müdürü Mehmet Likoğlu, eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Mutlu Ekizoğlu ve avukat Halil İbrahim Koca adreslerinde bulunamamıştı.

Zanlılardan Dumanlı, Tekalan, Karakuş ve Koca'nın yurt dışında oldukları, Likoğlu ve Ekizoğlu hakkında yurt dışına çıkış yasağı olduğu, bu sebeple yurt içinde saklandıkları ya da kaçak yollarla yurt dışına çıkmış olabilecekleri belirtildi.

İddianamelerde yer alan örgütün bir numaralı ismi olan ve hakkında yakalama kararı bulunan Fetullah Gülen, 1999'dan beri ABD'de yaşıyor. Emre Uslu, Selam Tevhid'de kumpas soruşturması kapsamında açılan davada firari sanık olarak yer alıyor.

Ergenekon ve Odatv davalarının savcıları firarda

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, cebir, şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya, görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçlarını işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin oluştuğu gerekçesiyle Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin tutuklanmaları amacıyla yakalama kararı çıkardığı eski hakim Süleyman Karaçöl tutuklanırken, eski savcı Muammer Akkaş firar etmişti.

HSYK kararnamesiyle görevden uzaklaştırılan, haklarında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, cebir, şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya, görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" iddialarıyla soruşturma yürütülen eski savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç hakkında 10 Ağustos'ta Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklama amaçlı yakalama kararı çıkarılmıştı.

FETÖ'nün 17-25 Aralık darbe girişiminin savcıları Zekeriya Öz ile Celal Kara'nın da haklarında tutuklama amaçlı yakalama kararı çıkarılmasından önce yurt dışına kaçtıkları belirlendi. Çorum Savcısı Fikret Seçen, HSYK tarafından geçici olarak görevden uzaklaştırıldığı 24 Kasım'da 20 gün rapor alarak Atatürk Havalimanından Hollanda'nın Amsterdam şehrine gitti. Ayrıca Ergenekon, Odatv gibi birçok davanın savcısı olan ve HSYK tarafından açığa alınan Cihan Kansız da Belçika'ya kaçtı.

"FETÖ yöneticiliği, terörizmin finansmanı, zimmet, terör örgütünün propagandasını yapmak" suçlamaları yöneltilen Koza İpek Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın İpek'in ise geçen yıl 30 Ağustos'ta holdinge yönelik operasyondan iki gün önce uçakla İngiltere'ye gitmişti.

Ayrıca FETÖ/PDY'ye "himmet" adı altında finansal destek sağlamak için iş adamlarıyla holding binasında toplantı düzenlerken suç üstü yakalandığı belirtilen ve çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldıktan kısa süre sonra bir üst mahkemece hakkında tutuklama kararı çıkarılan iş adamı Abdullah Büyük'ün de Bulgaristan'a kaçmıştı. Büyük, sonraki süreçte Bulgaristan makamlarınca Türkiye'ye teslim edilip, tutuklanmıştı.

Hakan Şükür ve Arif Erdem de firariler listesinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sosyal paylaşım sitesi "Twitter" üzerinden hakarette bulunduğu iddiasıyla eski milletvekili ve milli futbolcu Hakan Şükür hakkında "cumhurbaşkanına hakaret" suçundan 4 yıl hapis istemiyle dava açılmıştı. Duruşmalara "ABD'ye kaçtığı" belirtilen Hakan Şükür katılmadı.

Öte yandan, örgütün futbol yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında Galatasaray'ın eski futbolcusu Arif Erdem de firariler arasında yer alıyor. Erdem'in ailesiyle 23 Temmuz'da İpsala Sınır Kapısı'ndan Yunanistan'a çıkış yaptığı tespit edilmişti.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün darbe girişiminden bir ay önce özel bir televizyon kanalında "Ben profesör olacağıma keşke bir albay olsaymışım, mesela bu sürece daha fazla katkım olurdu" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Osman Özsoy'un da kaçaklar arasında yer aldığı belirlendi.

Diğer soruşturma ve davalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde çalışma ofisine "böcek" olarak adlandırılan dinleme cihazı konulmasıyla ilgili davanın 13 sanığından dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdürü Ali Özdoğan, dönemin Başbakanlık Koruma Dairesi Başkanlığı Güvenlik Sistemleri Büro Amiri Serhat Demir ve dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdürlüğünde görevli Komiser Yardımcısı Enes Çiğci halen firari durumda bulunuyor.

Bir süre firar eden sanıklardan dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdür Yardımcısı Sedat Zavar ve suç tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Teknik Şube Müdürlüğünde görevli polis memuru İlker Usta daha önce Romanya'da yakalanarak Türkiye'ye getirilmişti.

Erdoğan "ihbar edin" çağrısında bulunmuştu

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü'ne yönelik operasyonlar kapsamında vatandaşlara çağrı yapmıştı. Bütün vatandaşlardan ellerindeki bilgileri emniyet ve savcılıklara bildirmesini isteyen Erdoğan, "Bu işin en ideali, ülkemde nerede olursa olsun tüm vatandaşlarımın FETÖ denilen bu yapılanma ile ilgili bilgileri yetkili makamlarla paylaşmaktan çekinmemesidir. Emniyete bildirmeleri lazım, savcılara bildirmeleri lazım." demişti.

Vatandaşların FETÖ ile bağlantılı arkadaşları, dostları da olabileceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben diyorum ki bunları da ifşa etmeniz lazım. Bunları savcılığa ve emniyete bildirmeniz lazım. Niye? Bu bizim üzerimize bir vatanseverlik borcudur. Onlar bu ülkeyi değil, biz onları çökerteceğiz." ifadesini kullanmıştı.

Yeri: http://www.sabah.com.tr/yasam/2016/09/14/fetonun-firarileri


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"Genelkurmay Başkanı'nın ifadesi ortaya çıktı" Sep 14, 2016

--Hürriyet gazetesinden alındı--
Hürriyet Haber 25 Temmuz 2016 - 12:11 Son Güncelleme : 25 Temmuz 2016 - 15:19

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tanık sıfatıyla verdiği 6 sayfalık ifadenin ayrıntıları ortaya çıktı. Akar' ifadesinde, yaveri Yarbay Levent Türkkan'ın kendisini 'Komutanım sakin olun, vururum' diyerek tehdit ettiğini kendisinin de buna 'Sık ulan' diye karşılık verdiğini anlattı. Orgeneral Akar, Tümgeneral Mehmet Dişli'nin ise 'Komutanım operasyon başlıyor herkesi alacağız' sözlerine 'Ne diyorsun ulan sen, ne operasyonu, sen manyak mısın, sakın ha' şeklinde bağırdım' dedi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişiminin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede, "Özellikle Güneydoğu'da bölücü terör örgütüne yönelik emniyet, valilikler, siyaset kurumu, adalet teşkilatı, istihbarat ve silahlı kuvvetler hepsi mükemmel bir koordinasyonla büyük bir titizlikle başarılı sonuçlar elde etmekteyken Türkiye Cumhuriyeti hükümetine yönelik tertiplenen bu alçak darbe teşebbüsüyle tarihimize kara bir leke sürülmüştür." ifadesini kullandı.

Orgeneral Akar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetçi olarak verdiği ifadede, yaklaşık bir yıldır Genelkurmay Başkanı olarak görev yaptığını anımsattı.

"Devletimizin bir süredir FETÖ/PDY ile yürüttüğü mücadele bizim de kurumsal olarak azami dikkat ve hassasiyetle içinde yer aldığımız bir mücadele olup bu yıl yapılacak Ağustos Şurası'nda silahlı kuvvetler içerisindeki bu yapının alacağı ağır darbenin hazırlıkları yapılmaktaydı." değerlendirmesinde bulunan Orgeneral Akar, şöyle devam etti:

"TARİHİMİZE KARA BİR LEKE SÜRÜLDÜ"

"Şu an geldiğimiz noktada bu terör örgütünün bunu muhtemelen öngörerek, hiç kimsenin belki de tahayyül edemeyeceği gözü dönmüşlük ve alçaklıkla sivil insanları katletme, TBMM'yi bombalama, kendi silah arkadaşları ve birliklerine taarruzda bulunma, emniyet birimlerini bombalama gibi akıl almaz eylemlere girişip, böyle bir darbe teşebbüsünde bulunduğunu düşünüyorum. Özellikle Güneydoğu'da bölücü terör örgütüne yönelik emniyet, valilikler, siyaset kurumu, adalet teşkilatı, istihbarat ve silahlı kuvvetler hepsi mükemmel bir koordinasyonla büyük bir titizlikle başarılı sonuçlar elde etmekteyken Türkiye Cumhuriyeti hükümetine yönelik tertiplenen bu alçak darbe teşebbüsüyle tarihimize kara bir leke sürülmüştür."

"MİT'TEN İSTİHBARAT İLETİLDİ"

Orgeneral Akar, kalkışmanın başladığı 15 Temmuz'da saat 17.00-18.00 sıralarında makamında çalışırken, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in, yanına geldiğini ve kendisine MİT'ten gelen bilgi ile bu akşam içerisinde Kara Havacılık Okulu'ndan 3 helikopterin görevlendirilmesiyle bir faaliyet icra edileceği yönünde istihbaratı illettiğini kaydetti.

Güler'in, bu bilgiyle ilgili görüşmek üzere MİT'ten bir heyetin yolda olduğunu söylediğini bildiren Akar, şu bilgileri verdi:

"Bilginin geldiği makam itibarıyla ciddiye aldık. Ben, Yaşar Paşa ve Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak ile acilen alınacak tedbirleri tartışmaya başladık. Derhal ve öncelikle karargahımızdaki SKKHM ile görüşüp sadece Ankara hava sahasının değil, tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları kapsadığını, dolayısıyla havada bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da engel olunmasına ilişkin emrimi ilgili komutanlara verdim. 2. Başkan Yaşar Güler de bu emri Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekat Merkezine iletti ve bu şekilde tüm askeri hava araçlarının uçuşlarının durdurulması emrimiz ulaştırılmış oldu. MİT'ten gelen bilginin teyidi ve netleştirilmesi bakımından ve bilgide belirtilen uçuş faaliyetlerinin somutlaştırılması ihtimaline binaen bu hususun açıklığa kavuşturulması için Kara Kuvvetleri Komutanına derhal gereken en hızlı ve etkili tedbir ile işin üzerine gidilmesi için emirlerimi verdim. Kurmay Başkanı, Merkez Komutanlığından ve Adli Müşavirlikten personeller alıp, Kara Havacılık Okuluna derhal gitmesi, olayı tereddüde yer bırakmayacak şekilde çözüp, idari ve adli tedbirleri ivedi bir şekilde almasını talimatlandırdım. Gittiğinde devamlı bilgi vermesini söyledim."

HİÇBİR TANKIN BİRLİK DIŞINA ÇIKMASINA İZİN VERİLMESİN EMRİ

Orgeneral Akar, "Değerlendirmelerimizde ve gelen bilginin daha büyük bir planın parçası olabileceğini mütalaa ettik ve aldığımız bu tedbirlerle yetinmeyerek, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin Gürak'ı telefondan arayıp, bizzat Etimesgut Zırhlı Birlikler Tümenine gitmesini, hiçbir tankın ve zırhlı aracın hiçbir sebeple birlik dışına çıkmasına müsaade edilmemesi yönünde tedbirler almasını emrettim. Bu şekilde öncelikle tedbirleri aldıktan sonra toplantımız bitti." bilgisini paylaştı.

"SAAT 21:00'DE KAPI VURULDU..."

Kendisinin çalışmalarına makamında devam ettiğini anlatan Orgeneral Akar, gelişmeleri de bir yandan takip ettiğini aktardı.

Orgeneral Akar, "Tam emin olmamakla birlikte muhtemelen saat 21.00'e doğru arkam kapıya dönük bir şekilde yuvarlak toplantı masasında çalışırken kapı çaldı. Ben 'Gir' dedim ve hatta, 'Kimsin, bu saatte' gibi bir şey de söyledim. Baktığımda karargahta görevli Tümgeneral Mehmet Dişli'nin geldiğini gördüm." ifadelerine yer verdi.

"KOMUTANIM OPERASYON BAŞLIYOR"

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) darbe girişiminin ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadede, olay gecesi odasına gelen karargahta görevli Proje Yönetim Daire Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli'nin "Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı. Biraz sonra göreceksiniz" gibi şeyler söylediğini belirterek, "Ben ilk önce anlamlandıramadım. Cümle içinde belki uçaklar demiş olabilir.

"NE DİYORSUN ULAN SEN"

Akar, müşteki sıfatıyla verdiği savcılık ifadesinde, karargahta görevli Proje Yönetim Daire Başkanı Tümgeneral Mehmet Dişli'nin geldiğini gördükten sonra yaşananları şöyle anlattı:

"Dişli, oturmakta olduğum masadaki sandalyelerden birine oturup heyecanlı ve geçmişte bildiğim, alışık olduğum ruh halinden farklı bir tarzda 'Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız, taburlar, tugaylar yola çıktı. Biraz sonra göreceksiniz' gibi şeyler söyledi. Ben ilk önce anlamlandıramadım. Cümle içinde belki 'uçaklar' demiş olabilir. Ancak bunun bir kalkışma olarak ifade edebileceğim bir operasyon olduğunu anladım ve hiddetle 'Ne diyorsun ulan sen, ne operasyonu, sen manyak mısın, sakın ha' şeklinde bağırdım. Arkam kapıya dönük olduğu için kapının açık olup olmadığını fark etmedim" sözleriyle anlattı.

DİĞER KOMUTANLARIN NEREDE OLDUĞUNU SORDU

Genelkurmay İkinci Başkanı ve diğer komutanların nerede olduğunu sorduğunu belirten Orgeneral Akar, Dişli'nin, "Heyecanlanmayın, rahat olun, gelecekler" gibi laflarla karşılık verdiğini söyledi.

"BENİM SENİNLE HİÇBİR İŞİM OLMAZ"

Kendisinin ise "Benim seninle, bir başkası ile böyle işlerin içerisinde olanlarla hiçbir işim olamaz. Sen benimle ne biçim konuşuyorsun? Kim bunlar? Siz kimsiniz?" gibi soruları sürekli, hiddetle sıraladığını bildiren Akar, beyanına şöyle devam etti:

"Haliyle çok öfkelenmiştim. Netice olarak 'gittikleri yolun yanlış olduğunu, büyük bir bataklığa battıklarını, cezasını çekeceklerini, hiç olmazsa bir erkeklik gösterip başkalarını bu işe bulaştırmadan ve ölüm kalım olmadan bu işi sonlandırmalarını, hemen giriştikleri bu girişimi durdurmalarını' söyledim. Fakat ikna edemedim.

"KAPIYA DÖNDÜĞÜMDE SERDAR YÜZBAŞI, ABDULLAH ASTSUBAY VE LEVENT YARBAY'I GÖRDÜM"

Kendisi, benim böyle hiddetli karşı çıkmama rağmen sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu ve sakin görünerek, 'Komutanım bu iş bitti ve herkes yola çıktı' anlamında şeyler söylüyordu. Bir ara Mehmet Dişli, sanırım dışarıya doğru hareketlendi. Ben de gayriihtiyari yönümü kapıya döndüğümde Serdar Yüzbaşı, Abdullah Astsubay ve Levent Yarbay'ı gördüm."

Akar, Yarbay Levent Türkkan'ın kendisinin emir subayı, Astsubay Abdullah'ın koruma timinde görevli, Yüzbaşı Serdar'ın da emir subay yardımcısı olduğunu bildirdi ve "Ayrıca bunların dışında Özel Kuvvetler Komutanlığından olduğunu değerlendirdiğim ve tam teçhizatlı, eğitim kıyafeti giymiş, silahlı, miğferli personel dikkatimi çekti." dedi.

"NEFES ALMAMI ENGELLEDİLER, PLASTİK KELEPÇE TAKTILAR"

Orgeneral Akar, şöyle devam etti:

"Odanın içerisine hızla ve aniden girmeye kalkıştıklarını fark edince ayağa kalktım ve o esnada Levent Türkkan, 'Komutanım otur, kalkma, sakin olun, zorluk çıkartmayın' şeklinde bağırdı. Beni birisi iterek sandalyeye oturmamı sağladı ve o esnada arkadan bir başkası, elinde el havlusu tarzında bir şeyle hem ağzımı hem burnumu kapatarak, nefes almamı engelledi. Bu esnada kolunu boğazıma doladı, sıktı, askeri kıyafete ait ip türü bir cismin boğazıma sürtünmesiyle o anda nefes almakta güçlük çektiğim için debelenirken ve ellerimle burnumu açmaya çalışırken, bir başkası plastik kelepçeyi bileklerime taktı. Benim bu şekilde direnmem üzerine burnumu açacak şekilde ağzımı kapattılar. Bağırmamı engellemek istedikleri açıktı. Nefes alma düzenim yerine gelince birazcık sakinleştiğimi gördüler ve ağzımı kapattıkları havlu benzeri kumaşı çektiler. Bu mücadele sırasında kelepçenin bileklerime verdiği acı nedeniyle yeniden bağırmaya başladım. Çıkartmalarını söyledim ve hatta ayağa kalktım.

YAVER: KOMUTANIM SAKİN OLUN SIKARIM

O esnada Levent Türkkan'ın elinde tabanca ile 'Komutanım sakin olun, vururum, sıkarım' gibi şeyler söylediğini işittim. Hatta ben bir iki adım daha atıp, kendisine 'Sık ulan' diye bağırdım. Gözlerinde sıkmakla sıkmamak arasındaki robotik tereddüdü gördüm. Bu arada elimi sıkan kelepçeleri açmalarını istedim ve tahminen Mehmet Dişli'nin onayıyla bir komando bıçağı çıkarttılar. Kör bir bıçaktı ve askerlerden biri kelepçeyi kesmeye çalıştı. Fakat bir süre daha açamadılar. Hatta ben yine hiddetlendim, bağırdım. Tekrar ikinci kez uğraşıp, kelepçeyi kestiler. Bu şekilde beni, arkamda biri olacak şekilde oturtarak, etkisiz hale getirdiler."

"TERBİYESİZ, AHLAKSIZLAR DİYE BAĞIRDIM"

Akar, dışarıdan alçak uçuş yapan uçak ve silah sesleri işitmeye başladığını bildirerek, tekrar hiddetlenerek, bağırmaya başladığını, ama kendisini dinlemediklerini söyledi. Bir müddet sonra lavaboya gitmek istediğini söylediğini aktaran Akar, "Benimle birlikte geldiklerini görünce 'Terbiyesizler, ahlaksızlar' diye bağırdım. Abdullah Astsubay ve Serdar Yüzbaşı hiç etrafımdan ayrılmıyorlardı. Sürekli gözetim altında tutuyorlardı. Abdullah Astsubay da arkadan ayrılmıyordu" dedi.

Akar, şu beyanı verdi:

"Epeyce bir zaman geçti. Televizyon açık olmasına rağmen ve dışarıda uçak seslerini, silah seslerini duyduğum halde bu yönde bir haber o ana kadar çıkmadı. Hemen ardından Boğaz Köprüsünde askerin kestiği görüntüler ve buna ilişkin haber, TV'de yayınlanmaya başladı. Hepsi gayet soğukkanlı, hiçbir şekilde konuşmayıp, yorum yapmayacak tarzda beklediler. Ve bir müddet sonra 'Gidiyoruz' deyip, beni aldılar. Montumu, kepimi ve çantamı istedim. Cep telefonum emir subayı odasında kaldı. Montumu ve kepimi sanırım elime verdiler. Çantayı kendileri getireceklerini söylediler."

Kapıdan çıktığında tam teçhizatlı, kafasında çelik miğfer ve silahlı bir şekilde ürkütücü bir yüz ifadesiyle karşısına çıkan askerin dikkatini çektiğini, sonradan bu kişinin Kurmay Albay Fırat Alakuş olduğunu öğrendiğini belirten Akar, fuaye alanında ve katta tam teçhizatlı askerlerin tertibat aldıklarını ifade etti.

"SİLAHLI ASKERLERİN NAMLULARI BANA DÖNÜKTÜ"

Kendisini merdivenlerden indirdiklerini söyleyen Akar, "Bir askerin önümde, namlusu bana doğrultulmuş tam otomatik silah ile geri geri gitmesi dikkat çekiciydi. Yine bağırdım, 'Ne yapıyorsun lan' diye sinirlendim." dedi.

Dışarıya çıkardıklarında, Atatürk heykelinin olduğu yerde bir helikopterin beklediğini anlatan Akar, kendisini helikoptere bindirdiklerini aktardı.
Akar, "Ben, çantada gözlüğüm olduğunu söyleyerek birkaç kez tekrarladım. Fakat getirmediler. Helikopter havalandı. Nereye gittiğimizi söylemediler. Ben de sormadım. Helikopterdeki silahlı askerlerin namlusu üzerime dönüktü. Mehmet Dişli de helikopterdeydi. Bir süre uçuştan sonra iniş yaptık. Nereye getirdiklerini sordum, Akıncı Üssü olduğunu söylediler ve beni orada bir minibüse bindirerek, bir binaya götürdüler."


GÜLEN'LE GÖRÜŞTÜRMEK İSTEDİLER

(Akıncı 4. Ana Jet Üssü Komutanı) Hakan Evrim 'dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile görüştürürüz' gibi bir şey söyledi. 'Ben kimse ile görüşmem' diyerek tersledim. Ardından Akın Öztürk dışındakiler odayı terk ettiler.

Bu darbe teşebbüsünü planlayan ve uygulamaya koyanların bu örgüt mensupları olduğuna inanıyorum. Bu çılgınlığa girişmelerinde, Ağustos şurasına ilişkin yaptığımız kapsamlı, ciddi ve titiz çalışmalarda bu örgütün büyük bir darbe yiyeceğini anlamalarının en önemli etken olduğunu düşünüyorum.

Bana sözde bildiri metnini imzalamam ve okumamı istediklerinde elimi bile sürmedim. Hatta bana okuduklarında önemsiz ve alaycı bir şekilde dinledim. Hatta öyle ki bu olaylar bittikten sonra ben bu hainlerin oluşturduğu cuntaya verdikleri ismi Yurtseverler Birliği gibi aklımda kaldığı halde, Yurtta Sulh Konseyi olduğu ortadadır. Ruh halimdeki şiddetli kızgınlık ve hiddet hiç bitmedi. Anılan konseyin kimlerden oluştuğu konusunda bir şey söylemediler.

'ELİNİZDE KİM VARSA GETİRİN'

Orgenaral Akar, Tuğamiral Ömer Harmancık'ın elinde iki yapraktan oluşan bir metni önce okuduğunu, ardından da kendisine uzatarak, "Komutanım, siz şunu bir okuyun ve bunu imzalayıp televizyonda okursanız her şey çok güzel olacak, herkesi alıyoruz, herkesi getiriyoruz." dediğini aktardı. Bu teklifi "şiddetle ve hiddetle" reddettiğini dile getiren Akar, şöyle devam etti:

"Onlara 'Kendinizi ne zannediyorsunuz? Siz kimsiniz? Topladığınızı söylediğiniz 2. Başkan, kuvvet komutanları nerede? Bakanlar nerede? Elinizde kim varsa getirin. Sizin başınız, kıçınız kim?' diye bağırdım. Bunun üzerine Hakan Evrim, 'Dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile görüştürürüz.' gibi bir şey söyledi. 'Ben kimseyle görüşmem' diyerek tersledim. Ardından Akın Öztürk dışındakiler odayı terk etti. Üs komutanının odasına takriben saat 00.00'a doğru girdiğimizi düşünüyorum. Akın Öztürk paşaya da aynı şeyleri söylüyordum. Bana kendisini dinlemedikleri gibi şeyler söylüyordu. Abdullah Astsubay bir müddet daha oturduğum odada durdu. Hatırladığım kadarıyla orada üs komutanının emir subayı olduğunu değerlendirdiğim bir şahıs vardı.
Sözde bildiri metnini imzalamamı ve okumamı istediklerinde elimi bile sürmedim, okumadım, hatta bana okuduklarında önemsiz ve alaycı bir şekilde dinledim. Hatta öyle ki, bu olaylar bittikten sonra, bu hainlerin oluşturduğu cuntaya verdikleri isim Yurtseverler Birliği gibi aklımda kaldığı halde Yurtta Sulh Konseyi olduğu ortadadır. Ruh halimdeki şiddetli kızgınlık ve hiddet hiç bitmedi. Anılan konseyin kimlerden oluştuğu konusunda bir şey söylemediler. Zaman zaman odadakiler bir yerlere gidip geliyorlardı. Akın yahut bir başkası bana farklı bir salonun harekat merkezi olarak kullanıldığını ve 30-40 kişilik bir ekibin orada bulunduğunu söylemişti. Orayı görmedim. Zorla tutulduğum bütün zaman zarfında aynı odada kaldım."

'GÖZLERİNDE UMUTSUZLUĞU FARK ETTİM'

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, tutulduğu yerde belli bir süre sonra televizyonun kapatıldığını, o arada "yaptığınız ayıp" dediğini ve hiç olmazsa askeri hattan eşine haber vermek için telefon bağlamalarını istediğini belirtti. Orgeneral Akar, şunları anlattı:

"Telefonla görüşüp eşime askeri hattan Akıncı Üssü'nde olduğumu ve kendilerine iyi bakmalarını söyledim. Olayların sonunda anladım ki eşim bu bilgiyi ilgililerle paylaşmış. Televizyon 2-3 saat sonra açıldığında ekranda TBMM'nin, emniyet binalarının bombalandığı yazıyordu. Zaten sürekli uçak sesleri de devam ediyordu. Sinirlendim, bağırıp çağırmaya başladım. Bunun üzerine geldiklerinde Ömer, ölümü göze aldıklarını söyledi. Hepsi robot gibiydi adeta. Bir zaman sonra Mehmet Dişli tek başına yanıma uğradığında aynı şeyleri söyledim. Ancak kendisini dinlemediklerini belirtti. Çoğunlukla amiral Ömer Harmancık konuşuyordu. Televizyon görüntülerinde Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Başbakanımız ile bazı bakanların beyanları, olaylardaki gelişmelerde halkın darbe teşebbüsüne canları pahasına direnişi, ilerleyen saatlerde bazı askerlerin teslim olmaları ya da vatandaş yahut polislerce kontrol altına alınmaları gibi gelişmeleri takip edince yanımda bulunan bu 4 kişinin genel görünüşleri, tavırları değişmeye başladı. Gözlerinde umutsuzluğu fark ettim, moralleri iyice bozulmaya başlamıştı. 'Yeteri kadar batağa battınız. Hiç olmazsa bir erkeklik gösterip burada kesin. Diğer insanların ölmelerini engelleyin. Gün aydınlanmadan ortalıktaki tank, top vesaire ne varsa çekin. Yeteri kadar rezil ettiniz, daha fazla rezil etmeyin. Balkan Savaşı'ndan beter ettiniz. Silahlı Kuvvetlerin tarihine leke sürdünüz. Gideceğiniz tek yer Cumhuriyet savcısı, askeri savcı ve inzibattır. Gidip teslim olun. Beni de gönderin' şeklinde daha da hiddetli ve yüksek sesle birkaç kez haykırdım. Hiç cevap vermediler. Bir süre sonra dışarıdan patlama sesleri gelmeye başladı. Pistlerin bombalandığını kendileri söylediler."

6 SAYFALIK İFADE

Orgeneral Akar, müşteki sıfatıyla makamında savcıya verdiği 6 sayfalık ifadede, isyancılara bağırarak yol yakınken dönmeleri ve teslim olmalarını söylediğini belirtti. Akar, "Darbeci hainlerin morallerinin zaman ilerledikçe çöktüğünü gözlemliyordum. Önce Boğaz Köprüsü'nden teslim olan tankçılara ilişkin görüntüler, ancak çok daha önemlisi Sayın Cumhurbaşkanımızın Atatürk Havalimanı'nda canlı yayında toplanan kalabalığa hitabı, darbeci hainlerin bütün ümitlerini sanırım yok etti." değerlendirmesinde bulundu.

O andan itibaren Amiral Ömer Harmancık ve Tuğgeneral Hakan Evrim'i bir daha görmediğini vurgulayan Orgeneral Akar, şunları kaydetti:

"Bu noktada artık yapacakları bir şey de kalmadığını, yine hem silahlı kuvvetlere hem Türk tarihine bundan büyük kötülük yapılamayacağını, battıklarını, hiç olmazsa gençleri, masum insanları düşünmelerini, hava bombardımanını bitirmelerini, kara birliklerini kışlalarına döndürmelerini, artık sesimin çıkabildiği en şiddetli tonda ve hiddetlice suratlarına haykırıyordum. Karşımda Kubilay ve Mehmet'i hatırlıyorum. Sinmiş vaziyetteydiler. Hala hiçbir yorum yapmıyorlardı. Ama gözlerinde korku ve endişe görülüyordu. Saat sanırım 08.30-09.00 sıraları olmuştu. Beni Başbakanımız yahut Cumhurbaşkanımız ile görüştürmelerini söyleyerek teşebbüsü sona erdireceklerini, adalete teslim olacaklarını ve dışarıdaki tüm askeri unsurları kışlalarına çekeceklerini belirtsem daha fazla zaiyata meydan vermeden bu işi bitirmenin mümkün olacağını anlattım. Zira artık üs dışarıdan bombalanıyordu. Giderek işin içinden çıkılmaz hale gelebilirdi."

'HİÇBİR PAZARLIK SÖZ KONUSU OLMAYACAK'

Darbecilerin bu noktadan sonra artık bir şey başaramayacaklarını gördüğüne dikkati çeken Orgeneral Akar, "(Sizi görüştüreceğiz) dediler. Bir cep telefonu getirip Sayın Başbakan ile görüştürdüler. Durumu anlattım. Telefonla konuşurken orada bulunan tüm bu hainlerin gözlerinin içine baka baka Sayın Başbakanımıza 'Hiçbir pazarlık söz konusu olmayacak, askeri savcı, cumhuriyet savcısı, polis ve inzibata teslim olacaklar' dedim. Benzeri şekilde MİT Müsteşarını aradım ve bilgi verdim." bilgilerini paylaştı.

Akın Öztürk Paşa'nın, kendisinin götürüleceği anlaşılınca "Komutanım ben de sizinle geleyim." dediğini aktaran Hulusi Akar, şöyle devam etti:
"Ben pozisyonu itibarıyla ve gece boyunca şahsıyla yaşadığım izlenimler karşısında bunun uygun olmayacağını düşündüm ve 'Sen burada kal, kızının evi burada' dedim. Fakat sürekli ısrar ediyordu. Onu üs binasında bırakıp çıktık. Araçla helikopter pistine gittik. Orada pek çok helikopter vardı. Gelen giden hareketliğini gözlemledim. Birisi bir helikopteri işaret etti ve onu çalıştırdılar. Fakat biri üsten kalkan helikopterlere ateş edilebileceğini söyleyince 'Genelkurmay Başkanının içerisinde olduğunun belirtilmesi gerekir' gibi bir şey söylendi. Hatta ben Mehmet Dişli'ye 'Sen kal' dediğim halde bu hususu belirterek 'Ben telefon ile irtibat kuracağım' dedi. Helikopter hareket ederken telefon ile son durumu bir yerlere iletti. Helikopter havadayken de bir yerlerle irtibat halindeydi. Sonuçta Çankaya Köşkü'nde Başbakanlığa iniş yaptık. Başbakanlık Müsteşarı bizi karşıladı. Ben ve peşimde Mehmet Dişli geldi. Açıkçası arkamdan gelenleri kontrol etmedim. Başbakanlık binasına girdik. Bu şekilde ben de hürriyetime kavuştum. Müsteşar Bey ile baş başayken bana peşimden gelenin kim olduğunu sordu. Ben de yaşadığım olayları kısaca özetledim ve Mehmet Dişli'nin gözaltına alınmasının uygun olacağını değerlendirdim. Zaten bilahare gözaltı işlemi yapıldığını öğrendim."

'ODAM BAŞKANI İÇİN HAZIRLANMIŞ'

Olayların ardından karargaha İkinci Başkan Orgeneral Yaşar Güler'in kendisinden önce geldiğini bildiren Akar, "Bana anlattığı bir gariplik ki makamda incelemelerinde tespit etmiş olabilir, odamın gayet toplu ve düzenli olduğu hususudur. Oysa ben çalışmaktayken odadan şiddet kullanılarak ve zorla götürülmüştüm. Makam ve dinlenme odasında masa, sehpa, etajer üzerinde kitap, kırtasiye, malzemeler, çikolata, yiyecek, içecek, gazete kupürleri, hediyelik eşyalar nedeniyle normalde kalabalık görünmesine rağmen çok sade ve düzenli bulunmuş. Yalnız bazı eşyaların kaybolduğu, iki biblonun yerlerinin değiştirildiği anlaşılmış." ifadelerine yer verdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından hediye edilen ve odasında hatıra maksatlı duran tabanca ile kendisini götürdüklerinde emir subayı odasında kaldığını düşündüğü şahsi cep telefonunun halen bulunamadığına dikkati çeken Akar, bu hususun kendisinde makamın bir başkası için hazırlandığı kanaati oluşturduğunu anlattı.

Orgeneral Akar'ın, makamında rutin çalışmalar sırasında çekilen 4 fotoğrafı savcıya sunduğu, fotoğrafların dosyaya eklendiği de ifade tutanağına geçti.
Tüm bu yaşananların devletin ve özelde Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Paralel Yapı olarak da adlandırılan teröristlerle mücadele etme azim ve kararlılığının ne kadar önemli olduğunu ortaya koyduğuna işaret eden Akar, ifadesini şöyle tamamladı:

"Bu darbe teşebbüsünü planlayanlar, uygulamaya koyanların bu örgüt mensupları olduğuna inanıyorum. Bu çılgınlığa girişmelerinde Ağustos Şurası'na ilişkin yaptığımız kapsamlı, ciddi ve titiz çalışmalarda bu örgütün büyük bir darbe yiyeceğini anlamasının en önemli etken olduğunu düşünüyorum. Ayrıca İkinci Başkanımla beraber çevremizdeki personellerin bir kısmının bu örgütle bağlantılı oldukları hususunda şüphelerimiz gelişmişti. Şura'da çok ciddi adımlar atacaktık. Bunun dışında bu terör örgütüyle ilgili yargıda devam eden soruşturma ve davalarda gelinen aşamalar, devletin tüm kurumlarının bu konuda aldığı mesafe de gözü dönmüş bu hain teröristleri bu teşebbüse iten bir diğer sebeptir. Bu yapılanmanın içinde olan, şahsıma, milletime, silah arkadaşlarıma, emniyet mensubu kardeşlerime, devlet kurumlarına, Türk tarihine, medeniyetimize bu derece zarar veren her kişiden ayrı ayrı şikayetçiyim."

Orgeneral Akar, ifadesinde, TSK'nın, şehit ve gazilerin kanı ve teri pahasına büyük kahramanlık ve fedakarlıkla kazandığı haklı itibarına bir günde kara bir leke süren bu hainlerin yaptıklarının asla unutmayacağını vurgulayarak, "İnanıyorum ki hak ettikleri cezayı en ağır şekilde alacaklardır." ifadesini kullandı.

Yeri: http://www.hurriyet.com.tr/son-dakika-genelkurmay-baskaninin-ifadesi-ortaya-cikti-40168493


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"ABD'ye: Kaçacak tutuklayın" Sep 15, 2016

--Hürriyet gazetesinden alındı--
Oya ARMUTÇU 15 Eylül 2016 - 00:03 Son Güncelleme : 15 Eylül 2016 - 00:09

Adalet Bakanlığı’ndan Fetullah Gülen’in iadesi için ABD’ye gönderilen yazıda, “Bu şahıs 15 Temmuz 2016 tarihindeki kanlı darbe teşebbüsünün talimatını veren kişi olarak tutuklanması talebiyle aranmaktadır. Kanada, Güney Afrika gibi üçüncü bir ülkeye kaçacağına ilişkin istihbari bilgilerimiz var. Başka bir ülkeye kaçmadan acilen tutuklayın” denildi. Yazıda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın tanık ifadesi de yer aldı.

TÜRKİYE’NİN, 15 Temmuz darbe girişiminin “emrini verdiği, komuta ettiği” gerekçesiyle geçici tutuklama talep ettiği Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşısı Fetullah Gülen için ABD’yi “Kaçacak, acilen tutuklayın” diye uyardığı ortaya çıktı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın, darbenin başı olarak kendisinin Fetullah Gülen’le görüştürülmek istendiğine ilişkin tanık ifadesi ve itirafçı askerlerin, darbe girişiminin Gülen’in emriyle yapıldığı ve planları onun onayladığı yolundaki ifadeleri de dosyaya delil olarak girdi.

ABD’ye gönderilen yazıda, “Bu şahıs 15 Temmuz 2016 tarihindeki kanlı darbe teşebbüsünün talimatını veren kişi olarak tutuklanması talebiyle aranmaktadır. Kanada, Güney Afrika gibi üçüncü bir ülkeye kaçacağına ilişkin istihbari bilgilerimiz var. Bu nedenle başka bir ülkeye kaçmadan acilen tutuklayın” talebinde bulunuldu.

MAHKEMENİN YAKALAMA KARARI
Adalet Bakanlığı’nın yazısında, Gülen’e geçici tutuklama talebinin, Türkiye ile ABD arasındaki ‘Suçluların Geri Verilmesi ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Yardım Antlaşması’nın 10’uncu maddesi kapsamında olduğu vurgulandı. Genelkurmay Başkanı Akar, tanık sıfatıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ifadede, 15 Temmuz darbe gecesini anlatmış ve darbenin başı olarak Fetullah Gülen ile kendisini görüştürmek isteyen ismin, Tuğgeneral Hakan Evrim olduğunu açıklamıştı. Akar’ın bu ifadesinin yanı sıra, FETÖ üyeliğinden tutuklanan ve Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak isteyen yaveri Yarbay Levent Türkkan’ın, paralel yapı üyesi olduğunu ve darbenin nasıl planlandığını anlattığı ifadesi de Gülen’in tutuklanması talep edilen dosyaya delil olarak eklendi.
Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği’nin Gülen’e ilişkin yakalama kararı da İngilizceye çevrilerek ABD’ye iletilen yazıya eklendi. Yazıda, ABD’nin Pensilvanya eyaletinde ikamet eden Gülen’e bağlı, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde değişik rütbelerde görev yapan FETÖ mensubu askerlerin, 15 Temmuz’da Gülen’in emir ve komutası altında silahlı bir darbe girişiminde bulunduğu kaydedildi.

6 SUÇTAN TUTUKLAMA TALEBİ
Yazıda, Gülen’in, darbe girişimiyle, ‘nitelikli şekilde kasten öldürme, Cumhurbaşkanı’na suikast, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek, Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek ve silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek’ suçlarını işlediği kaydedildi. Gülen’in ayrıca darbe girişiminin emrini verip komuta eden bir numaralı isim olarak arandığı vurgulandı. Türkiye’de Gülen hakkında ‘silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek’ten 10 -15 yıl, diğer suçlardan ise müebbet hapisle cezalandırılmasının öngörüldüğü anımsatıldı. Bu deliller ve ifadeler ışığında, Gülen’in 15 Temmuz darbesinin emrini verip komuta ettiği gerekçesiyle geçici olarak tutuklanması talep edildi.

Adalet Bakanlığı darbe girişiminden önce ABD’ye FETÖ tarafından işlenen suçlarla ilgili dört ayrı dosya göndermiş ve bu dosyalar üzerinden Gülen’e geçici tutuklama istemişti.

DOSYADAKİ İFADELER: SİZİ GÜLEN'LE GÖRÜŞTÜRELİM
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar: “Onlara ‘Kendinizi ne zannediyorsunuz? Siz kimsiniz? Topladığınızı söylediğiniz 2. Başkan, kuvvet komutanları nerede? Bakanlar nerede? Elinizde kim varsa getirin. Sizin başınız, kıçınız kim?’ diye bağırdım. Bunun üzerine Hakan Evrim, ‘Dilerseniz sizi kanaat önderimiz Fetullah Gülen ile görüştürürüz’ gibi bir şey söyledi. ‘Ben kimseyle görüşmem’ diyerek tersledim. Ardından Akın Öztürk dışındakiler odayı terk etti.”

Yaver Yarbay Levent Türkkan: “Ben bugüne kadar Fetullah Gülen Cemaati’nin vatan haini olduğuna hiçbir zaman inanmamıştım. Sadece onların Allah rızası için çalıştıklarını düşünüyordum. Ancak darbe teşebbüsü ve sonrasında ne olduklarını anladım. Bu yapı ve bu yapıya mensup olanlar için vatan haini tabiri az gelir. Artık biliyorum ki bu yapı mensupları cani ruhlu kişilerdir. Fetullah Gülen’i bizzat hiç görmedim ancak söylediklerim onun için de geçerlidir.”

Jandarma Yarbay Fazıl Ertürk: “15 gün önce Tandoğan’da toplandık, Osman adlı birinden darbe talimatını aldık. Emri Fetullah Gülen verdi. Aralarında orgeneraller, korgeneraller ve diğer generaller var. Şırnak Çakırsöğüt’ten Jandarma Taburu Ankara’ya gelecek, öncelikle kuvvet komutanlıkları karargahları ele geçirilecekti.”

Jandarma Binbaşı Erdal Karlıdağ: “Cemaatte gizlilik asıl olduğu için darbe teşebbüsüne kadar FETÖ’nün içinde bulunan subay, astsubay ve rütbelileri tanımadım. Çarşamba günü 2 kişi evime geldi. Halil isimli kişi bana jandarmada 3 bin kişilik cemaat içinde aktif olan, destek verenlerin listesinin hazırlandığını, benim de içinde olduğumu, Ağustos Şûrası’nda meslekten atılacaklarını söyledi.”

İtirafçı general: “Akıncı Üssü’nde yakalanan, ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılan Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Adil Öksüz (Hava Kuvvetleri imamı) 15 Temmuz’dan önce Ankara’da belirlediği adreslerde ilk olarak FETÖ’nün asker ve polisteki imamlarıyla toplantılar yaptı. Bu toplantılarda ortaya çıkan taslak planlara, FETÖ üyesi generallerle son şeklini verdi. Tüm yapılan planları Öksüz aldı, ‘Ben bu planları Amerika’ya onay için hocaefendiye götürüyorum’ dedi. Ardından ben İzmir’e döndüm. Öksüz’ün 13 Temmuz’da ABD’den döndüğünü öğrendim. 15 Temmuz’da sorumlu imam benimle saat 18.00’de görüşmek istedi. Yanımda 2 albay da vardı. ‘Darbe bu gece yapılacak’ dedi. Gece saatlerinde ismini verdiği bir komutanın arayacağını ve neler yapacaklarımızın talimatını vereceğini söyledi.”

Yeri: http://www.hurriyet.com.tr/abdye-kacacak-tutuklayin-40223870

[Edited at 2016-09-15 00:58 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"ByLock’u izleyen MİT darbeyi neden haber alamadı?" Sep 15, 2016

--Hürriyet gazetesinden alındı--
Yazan: Abdulkadir Selvi 15 Eylül 2016

Önemli bir soru. FETÖ’cülerin ByLock üzerinden haberleştikleri doğru. Ancak darbeye giden süreçte kayıp bir halka var. O da ‘Eagle’ programı.

17-25 Aralık’tan sonra FETÖ’cülerin haberleşmeleri bıçak kesilir gibi kesilince MİT, yeni bir sistemin devreye sokulduğunu fark ediyor. Ancak ByLock programına ulaşmak kolay olmuyor.

Çünkü internetten her indiren ByLock programına giremiyor. FETÖ’cüler, saadet zinciri Titan’a benzer bir sistem kurmuş. Ancak biri sizi akredite ettiği takdirde o programa girebiliyorsunuz. Yetmiyor. Üç katmanlı şifreleme devreye giriyor. Kullanan şahıs, program ve server üzerinden üç aşamalı bir koruma sağlanmış...
.
.
.

...

Yazının hepisi buradan okunabilir: http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/abdulkadir-selvi_615/bylocku-izleyen-mit-darbeyi-neden-haber-alamadi_40223814

[Edited at 2016-09-15 01:35 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"Necdet İçel FETÖ'den 17 milyon çaldı!" Sep 15, 2016

--Sabah gazetesinden alındı--
Giriş Tarihi: 15.9.2016 09:49 Güncelleme Tarihi: 15.9.2016 12:32

FETÖ’nün “Eski Ege askeri sorumlusu” olan Hüseyin Uğur Sarıçiçek, firardaki Güney Afrika imamı Necdet İçel’i anlattı: Bütün faili meçhulleri o planladı. Helikopterden adam attırdı...

Fetullahçı Terör Örgütü'ne yönelik hem yurt içinde hem de yurt dışında geniş çaplı operasyon başlatıldı. Kanlı örgütün üyeleri hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Onlardan birinin de Güney Afrika imamı olarak bilinen Necdet İçel olduğu anlaşıldı. İçel'in foyasını ortaya çıkartan ise FETÖ'nün eski Ege Askeri sorumlusu Hüseyin Uğur Sarıçiçek adlı tanıktı. Sarıçiçek, kanlı örgüte ait 200'e yakın gizli bilgi, belge, görüntü ve ses kaydını İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato'ya teslim etti. Bir dönem İçel'in yanında yer alan Sarıçiçek önemli açıklamalar yaptı.

İşte Sarıçiçek'in açıklamaları:

"NECDET İÇEL ŞAHİNLER GRUBU'NDANDI"

Necdet İçel, Gülen'e en yakın 6 kişilik çok gizli heyetin içindeydi. FETÖ'nün kara kutusuydu. Necdet İçel Şahinler Grubu'ndandı. Çok acımasızdı. Bazıları gibi hiç ortaya çıkmazdı. Çünkü çok gizli tüm işleri o yapardı. Bütün faili meçhul cinayetlerin planlayıcısı da Necdet İçel'di. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümünde onun parmağı vardı. Kızdığı birisi için helikopter kaldırttı. Haydar Meriç cinayetinde olduğu gibi adamı yüzlerce metre yükseklikten attırdı.

"ÖZSOY 2007'DEN İTİBAREN NECDET İÇEL İLE GİZLİCE GÖRÜŞÜR, BİLGİ GETİRİR VE BİLGİ ALIRDI"

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde FETÖ'nün yetiştirdiği çok sayıda general seviyesinde askerler vardı. Paşalar İzmir Torbalı'ya gelir ve İçel'le görüşürdü. Bunların içinde Genelkurmay İstihbarat Başkanı Mustafa Özsoy da vardı. Özsoy 2007'den itibaren Necdet İçel ile gizlice görüşür, bilgi getirir ve bilgi alırdı.

"FETÖ'DEN ÇALDIĞI 17 MİLYON TL'Yİ BAVULLARA YÜKLEYİP İSVİÇRE'YE GİTTİ"

Necdet İçel, 17-25 Aralık'ın planlayıcısıdır. Gülen, İçel'i 17-25 Aralık'tan olaydan sonra yanına çağırdı. Ama o, önce FETÖ'den çaldığı 17 milyon TL'yi bavullara yükleyip İsviçre'ye gitti. İzmir'de havalimanındaki adamları sayesinde paralarla uçağa bindi. Daha sonra Pensilvanya'ya kaçtı. Necdet İçel, vaiz görünürdü. Ancak adam vaizlikten başka herşey yaptı. Hatta Balıkesir'de bir sevgilisi vardı. Onun için İzmir Torbalı'da 600 bin TL'ye ev aldı. İçel, bir otopark mafyasına damadını öldürtmek için 600 bin lira verdi. Ancak kiralık katiller korkup kaçtı. İçel'in daha sonra tam 3 kez, damadı ile birlikte, kızı ve hatta torununu öldürtmek için kiralık katil aradığını ve konuştuğunu biliyorum.

Necdet İçel, 1990'da Konya Ilgın'da kaza yaptı. Gülen kendisini ziyaret etti. İkisi birbirini görünce 40 dakika ağladı! Yani İçel, Gülen'e bu kadar yakındı.

Kaynak (fotoğraflı): http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/09/15/necdet-icel-fetoden-17-milyon-caldi


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"FETÖ itirafçısı teğmen: Secde yasaklandı" Sep 17, 2016

--Sabah gazetesinden alındı--
Anadolu Ajansı Giriş Tarihi: 17.9.2016 11:54

FETÖ'nün usulsüz biçimde sağlık kontrolünden geçirerek Jandarma olarak istihdam ettiği Teğmen'den çarpıcı itiraflar geldi. İşte ayrıntılar.

FETÖ'cü darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında Sivas'ta etkin pişmanlıktan faydalanan ve ifadesinin ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan itirafçı Jandarma Teğmen A.Ç, ifadesinde, örgüt üyelerinin kendisinden dinle alakası olmayan profil çizmesini istediğini belirterek, "İzinler, cuma, bayram dahil hiçbir namaza gitmeyeceğim söylendi" dedi.

Türk Ceza Kanunu'nun etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak ifade veren ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan İlçe Jandarma Komutan Vekili A.Ç, ifadesinde, lise 3. sınıfta üniversite sınavlarına hazırlanırken örgüte yakın dershanede FETÖ ile tanıştığını söyledi.

TELKİNLERLE ASKERİ OKULA...

A.Ç, üniversite sınav sonuçlarına göre hukuk fakültesini kazanabilecek puan almasına rağmen terör örgütü mensuplarının "Türk Silahlı Kuvvetlerinde namaz kılanlar eziliyor, inançlı kişilerin eşleri kışlalara ve orduevine alınmıyor, ülke adına güzel bir şey olduğunda darbe yaparak buna engel oluyorlar, orada hizmet ederek bunlar engellenebilir" şeklindeki telkinleriyle Jandarma Astsubay Meslek Yüksekokuluna müracaat ettiğini ifade etti.

MUAYENEDEN USULSÜZ GEÇTİM

Daha sonra kendisine askeri okul sınavı mülakatında karşılaşacağı sorularla ilgili uygulamalı eğitim verildiğini aktaran A.Ç, şunları anlattı:
"Eğitimde, 'Alkol alıyor musunuz?' sorusuna zaman zaman, düğünlerde, namaz konusunda ise cumadan cumaya, bayramdan bayrama şeklinde cevap vermemi istediler ancak ailem benim üniversiteye girmemi istiyordu. Ailemin bu isteği dolayısıyla sınavları kazanıp sağlık raporuna gittiğimde göz muayenesinde Ankara Mevki Asker Hastanesinde sınavdan elenmek amacıyla harfleri yanlış okuduğum halde beni sağlık muayenesinden geçirdiler. Benim önümde göz muayenesinden dolayı birçok şahsı elediler ancak ben sağlık muayenesinden geçtim. GATA, cemaat açısından en değerli bölümdür çünkü sınavlara giren kişilerin elendiği en önemli bölüm sağlık bölümüdür. "

IŞIK EVLERİ GEÇMİŞİ

A.Ç, sınavı kazandıktan sonra Karabük, Tunceli, Gaziantep, Ankara ve son olarak da Sivas'ta görev yaptığını, örgütün "ışıkevi"nde 9 ay kaldığını belirtti.

"KOD ADIM ALİ"

Örgütte kendisine "Ali" kod isminin verildiğini dile getiren A.Ç, "Görevli gittiğim illerde bu kod isimler değişti. Bu yapılanmada herkese kod isim verilmez. Kod isim ancak bildiğim kadarıyla Silahlı Kuvvetler içerisinde görev alması düşünülen kişilere ve belirli sorumluluk sahibi olanlara verilir. Sorumlu kişiler, bir üst kademeye çıktığı zaman kod isimleri değişir" şeklinde konuştu.

A.Ç, örgütün stratejisinin her türlü gizli yöntemle Paralel Devlet Yapılanması oluşturmak olduğunu, finans kaynaklarının ise iş adamları, esnaf ve memur kesimden "himmet" adı altında toplanan paralardan oluştuğuna dikkati çekti.

MAAŞLARDAKİ HİMMET ORANI

Evli kişilerden maaşının yüzde 5'inin, bekarlardan ise yüzde 10'unun "himmet" adı altında talep edildiğini, kendisinden de bu paranın istendiğini anlatan A.Ç, şu bilgileri verdi:

"Ayrıca çeşitli kurumlarda çalışan banka promosyonlarının faiz ve haram olduğu gerekçesiyle promosyon bedellerini aldıklarını biliyorum. Himmet toplayan sorumlular kendi ast sorumlularına vererek teslim ederler, ayrıca Kurban Bayramı zamanında 'Fakir ülkelere kesip dağıtıyoruz' denilerek kurban parası talep edilirdi. Sorumlular, himmet bedeli olarak toplanan paralar karşılığında makbuz vermezler, ne kadar meblağın üst sorumlulara aktarıldığını kimsenin bilme ihtimali yoktur çünkü bu paralar elden toplanır."

O GAZETELERİ OKUMAK YASAK

A.Ç, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki (TSK) "cemaat" üyelerinin örgütle iltisaklı gazete ve dergileri okuması ve örgüt tarafından finanse edilen "cemaat"e ait okul ve dershanelere aile fertlerinden birinin gitmesinin yasak olduğunu belirtti.

TALİMATLAR BİRE BİR

Örgüt yöneticileri veya sorumlu kişilerin ankesörlü telefon veya kontörlü telefonlar üzerinden buluşma yeri belirlediğine işaret eden A.Ç, talimatların yüz yüze verildiğini söyledi.

DİNSİZ PROFİLİ İLK GÖREV

TSK'ya girmeden önce İstanbul'a çağrıldığını aktaran A.Ç, "Beni sınavlara hazırlayan şahısla buluştuk. Şahıs, askeriyede kılacağım namazın korku namazı olduğunu, teyemmümle abdest alacağımı, gözümle ima yoluyla namaz kılacağımı bana tarif etti. Arada sırada içki içen, kadına zaafı olan, dinle alakası olmayan bir profil çizmem istendi. İzinler, cuma, bayram dahil hiçbir namaza gitmeyeceğim hususlarını söyledi." ifadelerini kullandı.

A.Ç, Jandarma Okullar Komutanlığında görevli üst rütbeli komutanların genel ahlaki durumlarıyla ilgili kendisine zaman zaman sorular sorulduğunu anlatarak, bu sorulara bildiği kadarıyla cevap verdiğini kaydetti.

EN DEĞERLİSİ GATA

TSK'nın örgütte ayrı bir yeri olduğuna da değinen A.Ç, "Jandarma sorumlusu ayrıyken diğer kuvvetlerin ayrı sorumluları vardır. Örgüt içerisinde Silahlı Kuvvetler açısından en değerli birim GATA ve jandarmadır. Astlık ve üstlük, örgüte bağlılıkla ilgilidir, örgütteki geçmiş yılları, ne kadar uzun zaman içerisinde örgütte bulunduğuna ve ketum olduğuna bağlıdır." diye konuştu.

A.Ç, örgütten kopanlara, bir gün geri döneceği umuduyla "Ümit" kod adı verildiğini de sözlerine ekledi.

Yeri: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/09/17/feto-itirafcisi-tegmen-secde-yasaklandi

[Edited at 2016-09-17 18:17 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"57 imam Ankara'da" Sep 17, 2016

--Hürriyetten alındı--
Fevzi KIZILKOYUN / ANKARA 18 Eylül 2016 - 00:23 Son Güncelleme : 18 Eylül 2016 - 00:25

ANKARA Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, darbe girişiminin sivil imamlarıyla ilgili başlatılan soruşturmada, haklarında gözaltı kararı verilen 105 kişiden 57’si yapılan operasyonlarda gözaltına alınarak Ankara’ya getirildi.

Ankara Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde sorgulamaları devam eden şüphelilerin bu hafta içinde adliyeye sevk edilecekleri öğrenildi. FETÖ’nün ‘sivil imamları’nın darbe hazırlığına mayıs ayında başladıkları ortaya çıktı.

Çoğu devlet kurumlarında görevli olan FETÖ’nün sivil imamlarının, başta Ankara ve İstanbul olmak üzere bulundukları bölgede mayıs ayında, 3’üncü şahıslar üzerinden evler kiraladıkları, darbe toplantılarını bu evlerde yaptıkları belirlendi. Birbirinden bağımsız olan hücre evlerde, darbeden bir hafta önce başlayarak TSK içerisindeki FETÖ mensuplarıyla toplantılar yapıldığı, darbe girişiminde kimin nerede, hangi görevi alacağının tebliğ edildiği, rehin alınacak kişilerin isimlerinin belirlendiği kaydedildi. İmamların deşifre olmamak için kod isimler kullandığı, gerçek isimlerini FETÖ mensuplarından bile gizledikleri de öğrenildi.

FETÖ’nün sivil imamlarının, darbeci askerleri farklı araçlar ve güzergahlar izlenerek evlere getirdikleri, toplantı yapılacak evlere gelmeden tüm cep telefonlarının toplatıldığı da belirlendi. Toplantılarda, darbe gecesi kimin hangi görevde bulunacağı, kimden sorumlu olacağı, talimatların kimden alınacağı yönünde de darbeci askerlerin bilgilendirildiği kaydedildi. Darbe girişiminin başarsız olmasının hemen ardından toplantıların yapıldığı evlerin kapatıldığı, toplantıların yapıldığı günlere ait binalardaki güvenlik kamera kayıtlarının silindiği veya alındığı da öğrenildi.

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/57-imam-ankarada-40225679


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"4 bin 963 darbeciye tutuklama" Sep 18, 2016

--Sabah gazetesinden alındı--
ERKAM ÇOBAN Giriş Tarihi: 18.9.2016

Ankara’da, 15 Temmuz’dan bu yana 4 bin 963 kişi FETÖ’den tutuklandı. 73 üst düzey sivil FETÖ imamı yakalandı. 704 itirafçı da doğru bilgilerle soruşturmanın derinleşmesini sağladı.

Darbe girişiminin ardından FETÖ'ye yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltı ve tutuklamalar sürüyor. Başkent Ankara'da 15 Temmuz'dan bu yana 4 bin 963 darbeci tutuklanırken FETÖ'nün 73 üst düzey imamı da yakalandı. İtirafçılardan 704 kişi ise verdikleri bilgilerle, soruşturmada polisin elini kolaylaştırdı.

GÖZALTILARIN YARISI ASKER
"Anayasal Düzeni Yıkmaya Teşebbüs" ve "Askeri Darbe Girişimi" ile ilgili olarak FETÖ üyelerine yönelik Ankara Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan çalışmalar kapsamında, bugüne kadar 6 bin 479 kişi hakkında adli işlem yapıldı. Bunların 3 bin 436'sı askeri personel, 301'i emniyet personeli, 636'sı hâkim ve savcı, 15'i merkez valisi, vali yardımcısı ve kaymakam, bin 82'si kamu görevlisi, 3'ü büyükelçi, bin 6'sı ise değişik meslek gruplarından. Emniyetteki işlemlerinin ardından savcılığa sevk edilen şüphelilerden 4 bin 963'ü tutuklandı. 420 kişi serbest kalırken 969 kişi hakkında adli kontrol kararı alındı. 127 kişinin ise hâlâ gözaltı işlemleri sürüyor.

POLİS İMAMLARI ÖĞRETMEN...
Soruşturma kapsamında, ordu, polis, hâkim ve savcı, mülki idari amir ve kamu kurumlarından sorumlu oldukları tespit edilen FETÖ'nün sivil imamları da tespit edildi. FETÖ'nün il imamlarının üstünde bir mertebede olan bu imamların kripto kişilerle özel ilgilendikleri belirlendi. Bu kapsamda 73 FETÖ imamı tutuklandı. Polis imamlarının çoğunun öğretmenlerden, ordu imamlarının ise akademisyenlerden oluştuğu belirlendi.

MAHKÛMLAR İTİRAFÇI OLDU
Emniyet sorgusunda FETÖ'nün faaliyetlerini anlatmayan mahkûmların cezaevine dilekçe vererek itirafçı olmak istedikleri öğrenildi. Ankara polisi cezaevinden emniyete getirilen 38 kişinin ifadesini tekrar aldı. Bu itiraflar emniyetin FETÖ soruşturmasını derinleştirdi. Ayrıca FETÖ soruşturması kapsamında emniyete ihbar ve bilgi yağdı. İtirafçı olan 704 kişinin FETÖ ile ilgili verdikleri bilgilerin doğru çıktığı tespit edildi.

İSTANBUL'DA 3 BİN 79 TUTUKLAMA...
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında ise 5 bin 279 kişi gözaltına alınırken 3 bin 79 kişi tutuklandı. Gözaltına alınanların 3 bin 17'si askeri personel, 93'ü emniyet personeli, 432'si hâkim-savcı, 13'ü merkez valisi, vali yardımcısı ve kaymakam, 692'si kamu görevlisi, 147'si akademisyen, 80'i gazeteci, 86'sı iş adamı, 719'u ise değişik meslek gruplarından oluştu. 5 bin 279 kişiden 3 bin 79'u tutuklanırken, bin 74 kişi hakkında adli kontrol hükümleri uygulandı. 691 kişi serbest bırakıldı. 435 kişinin ise gözaltı işlemleri sürüyor.

TABİP ALBAYA TATİLDE GÖZALTI
Marmaris 'te 2 çocuğu ve eşiyle tatil yapan havacı tabip albay, jandarma tarafından FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı. İzmir Askeri Hastanesi'nde tabip olarak görev yapan 44 yaşındaki Albay H.G. eşi ve 2 çocuğuyla birlikte Aksaz Deniz Üssü'ne tatile geldi. Buradan gezi amaçlı şahsi aracıyla Hisarönü istikametine giden albay, jandarma kontrol noktasında denetim yapan ekipler tarafından durduruldu. Burada GBT denilen genel bilgi tarama sisteminde hakkında FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla gözaltı kararı bulunduğu ortaya çıkan albay gözaltına alındı. Tabip albay, Ankara TEM büroya sevk edildi.

Yeri: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/09/18/4-bin-963-darbeciye-tutuklama


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"‘Peygamber listeyi görecek’ diyerek himmet topladılar" Sep 18, 2016

--Sabaha gaztesinden alındı--
SIRIBERK ARSLAN TAHİR ÖZÇELİK Giriş Tarihi: 18.9.2016


Malatya’da itirafçı olan FETÖ üyesi: Himmet toplantılarında, ‘Yardım listesini ahirette Peygamber görecek’ diyerek para istiyorlardı. Gelenler de üzerinde ne varsa bırakıyordu.

Malatya'daki FETÖ davasında yargılanan 33 sanıktan, itirafçı Mehmet Tanrıverdi'nin ifadesi, örgütün insanları nasıl kandırdığını bir kez daha ortaya koydu. İl ve bölge imamlarının her ay himmet toplantısı yaptığını anlatan Tanrıverdi şu bilgileri paylaştı:

SODES 'TEN 10 MİLYON TL
"İlk katıldığım ve yaklaşık 400 kişinin bulunduğu toplantıda, İstanbul'dan gelen Ali Rıza T., himmet listesinde herkesin isminin olmasını, bu listeyi ahirette Peygamber Efendimiz'in kontrol edeceğini, o gün geldiğinde listede ismi bulunmayanların pişman olacaklarını söyledi. Fetullah Gülen'in ağlarken, namaz kılarken ve kitap okurken fotoğraflarından oluşturulan duygusal bir slayt gösterimi de yapıldıktan sonra salonun çıkış kapısına bir masa kondu. Toplantıya katılanlar, Peygamberimizin kontrol edeceğine inandıkları listeye girebilmek için, ceplerinde ne varsa çıkarıp masaya koydu. Kadınlar ellerindeki yüzükleri ve üzerlerindeki diğer ziynet eşyalarını masanın üzerine bıraktı. Yanında parası olmayanlardan da boş senet aldılar." Emniyet imamlarının da, emniyet personelinden himmet, burs ve kurban parası toplayıp, il imamı aracılığıyla örgüte aktardığını, buna karşılık il imamının da örgüt üyesi polislerin tayinlerine yardım ettiğini anlatan Tanrıverdi, "İl imamı Eyyüp Doğan'ın girişimleriyle, Malatya'daki sosyal destek programlarından (SODES) örgüte 10 milyon TL aktarıldı. l 7-25 Aralık sürecinden sonra bazı illerde operasyonlar yapılınca Malatya'daki örgüte bağlı dershane, yurt, evlerindeki bilgisayarların hard diskleri değiştirildi. Çıkarılanlar imha edildi. Gülen'in kitapları toplatıldı" dedi.

Yeri: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/09/18/peygamber-listeyi-gorecek-diyerek-himmet-topladilar


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"‘Özel önem verilen davalar bizzat Gülen’e sorulurdu’" Sep 18, 2016

--Habertürkten alındı--
VELİ SARIBOĞA / GAZETE HABERTÜRK
18 Eylül 2016 Pazar, 00:49:53 Güncelleme: 02:45:16

FETÖ'nün asker imamı örgütün 'avukat yapılanması'nı itiraf etti: Özel önem verilen davalar bizzat Gülen'e sorulur ve süreçler ona göre yönlendirilirdi.

FETÖ/PDY’nin asker imamı olan H.P., İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdiği ifadede çarpıcı itiraflarda bulundu.

Emniyetin elde ettiği özel bilgi ve belgelerin, örgütün hâkim ve savcılarına servis edildiğini söyleyen H.P., “Özel davalar Fethullah Gülen’e sorulur, süreç ona göre yönlendirilirdi” dedi.
DARBE girişiminin ardından FETÖ/ PDY’ye yönelik soruşturmada, örgütün ‘asker imamı’ olduğu belirtilen H.P.’nin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınan ifadesinde önemli ayrıntılar yer aldı.

H.P. ifadesinde, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında açığa alınan, meslekten ihraç edilen hâkim ve savcıların, 1990’lı yıllardan itibaren, mesleklerinin başındayken, öğrenci evi sorumluluğu, semt, bölge imamlığı yaptıklarını söyledi. H.P., yargı yapılanmasındaki kritik isimlerle hareket eden örgütün ‘avukat yapılanması’ olduğunu anlattı.

H.P.’nin ifadesine göre; FETÖ’nün avukat yapılanmasında, Türkiye avukat sorumlusu, onun altında bölge sorumluları şeklinde bir örgütlenme yer alıyor.

‘SUÇ UNSURUNU OLUŞTURUYORLAR’
Emniyetin elde ettiği özel bilgi ve belgeleri FETÖ’nün hâkim ve savcılarına servis ettiğini, istedikleri firma, kişi veya kurum hakkında istedikleri suç unsurunu oluşturabildiklerini öne süren H.P., “Bunun en net uygulamaları Tevhid Selam, Tahşiye, MİT TIR’ları ve 17-25 Aralık süreçlerindeki bütün davalarda görülmüştür” dedi.

FETÖ’nün asker imamı H.P., hukuk mezunu bölge ve il imamları için hukuk büroları kurulduğunu da belirterek, “1996 yılından itibaren ‘hukuk bürosu’ görünümünde ağırlıklı olarak hukuk fakültesi mezunu bölge ve il imamlarını legalize etmek üzere kurulmuş yapılar vardı. Bunlardan bazıları, İstanbul’da Hasan Ş. başkanlığında kurulmuş olan M. Hukuk Bürosu, Hüseyin A. tarafından kurulan A. Hukuk Bürosu’dur” dedi.

H.P., itiraflarının devamında şunları söyledi:

“A. Hukuk Bürosu sahibi Avukat H.A., örgütün çekirdek kadrosundan yetişmiş, kriminal bir elemandı. Bu açıdan açığa alınan savcı ve hâkimlerin avukat olan yakınları geçmişe dönük incelenerek, baktıkları davalar gözden geçirilmelidir. Özel önem verilen davalar bizzat Fethullah Gülen’e sorulur ve süreçler ona göre yönlendirilirdi.”

‘HARP OKULLARI’NA ÖĞRENCİ YETİŞTİRDİLER’
Asker İmamı H.P., avukat yapılanmasında yer aldığını iddia ettiği isimler hakkında şu bilgileri verdi: “M. Hukuk Bürosu’nun kurucusu olan Avukat Hasan Ş., en son ‘Antalya imamı’yken yurtdışına kaçtı.

Büroyu halen Avukat Yusuf B. devam ettiriyor. Geçmişte bölge imamlığı yapmış olan Avukat Yusuf B. de Harp Okulları’na öğrenci yetiştiren isimler arasında. Avukat Hüseyin A. ise mezuniyet sonrası genç esnafların organizasyonlarından, futbolcularla ilgilenmeye kadar her safhada aktif rol aldı.

17-25 Aralık’tan sonra eski İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in bağımsız milletvekilliği adaylığı kampanyasını yürüttü. Zaman Gazetesi’nden, Bank Asya önündeki eylemlere kadar her eylemde kendisini ön sıralarda görmek mümkündür. Avukat Mehmet T. ise Cemaat’in kriminal isimlerinden olup bölge imamlığı yapmış ve Harp Okulları’na pek çok öğrenci yetiştirmiştir. Avukat Hürol K. 1989’da liseden mezun olurken ilgilenilmiş ve kazanılmıştır. En son Kaynak Holding’in avukatlığını yapmaktadır.”

‘KURMAY ALBAY VE DAHA ÜST RÜTBEDELER’
H.P.’nin ifadesinde adı geçen Avukat Hasan Ş. ile Hüseyin A., FETÖ üyeliğinden firari olarak aranıyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Cumhuriyet Savcısı Can Tuncay tarafından yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yusuf B. ile Hürol K. ise tutuklandı. Asker imamı H.P., 17-25 Aralık ve 15 Temmuz sonrasında açığa alınan, meslekten ihraç edilen, semt ve bölge imamlığı yaptığını açıkladığı hâkim ve savcıların 1990 yılında Harp Okulları’na yetiştirdiği öğrencilerin şu an kurmay albay ve daha üst rütbede olduğunu söyledi. H.P.’nin, 1990’dan itibaren semt ve bölge imamlığı yaptığını açıkladığı isimler şöyle:

BÖLGE İMAMLARI

-Özel Yetkili Savcı Fikret Seçen (Firari)

-Eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı İbrahim Kuriş

-Yargıtay ve Kocaeli eski Cumhuriyet Savcısı Rasim İsa Bilgen

-Ergenekon hâkimi Dr. Sedat Sami Haşıloğlu (Firari)

-Eski Adalet Müfettişi Savcı Ahmet Cemal Gürgen.

SEMT İMAMLARI

-Eski Yargıtay Üyesi Hâkim Nazmi Dere (Firari)

-17 Aralık darbe teşebbüsü savcısı Mehmet Yüzgeç (Firari)

-Balyoz soruşturması savcısı Hüseyin Ayar (Firari)

-Eski Bakırköy Hâkimi Ertuğrul Ayar (Tutuklandı)

-Şike davası hâkimi Hikmet Şen (Firari)

-Dink davası savcısı Hikmet Usta (Firari)

Yeri: http://www.haberturk.com/gundem/haber/1297997-ozel-onem-verilen-davalar-bizzat-gulene-sorulurdu

[Edited at 2016-09-18 17:17 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"FETÖ SÖZLÜĞÜ" Sep 18, 2016

--Cumhuriyet gazetesinden alındı--

Cemaat, Camia, Hizmet Hareketi: Fethullahçılar kendilerini anlatmak için çeşitli isimler kullanmayı tercih etmektedir. Döneme göre farklılıklar gösterecek biçimde cemaat, camia, hizmet hareketi bu amaçlarla seçilmiş isimler…

Mahrem Yerler: Harp Okulları, GATA , TSK, polis kolejleri, yargı kurumları, Emniyet, MİT, TİB, ÖSYM, Tübitak gibi kurumlar.

Mahrem Hizmet: Mahrem sayılan devlet kurumlarında örgütün yürüttüğü faaliyetler.

İmam: Örgütün sorumlu yöneticisi olan erkek kişi. Din bilgisine sahip olması aranmaz. Kainat, kıta, ülke, bölge, şehir, semt ve mahalle imamı vardır. Coğrafi örgütlenme dışında her kurumun da ülke imamına bağlı olan bir imamı vardır.

Tedbir: Fethullahçıların yakalanmamak, soruşturmaya uğramamak için geliştirdikleri önlemler. Dini kurallara bağlı olmadan kendini farklı göstermek (içki içmek vs.) bunlardan biridir.

Işık Evi: Fethullahçıların örgüte kadro kazandırmak, yardım toplamak ve eğitim faaliyeti yürütmek üzere açtıkları evler. İlki İzmir Tepecik’te 1966 yılında açıldı.

Hususi evler: Büyükşehirlerde askeri ve polis okullarının bulunduğu ve bu hizmetlere yönelik hizmetlerin takip ve organize edildiği evler.

Himmet: Örgütün finansmanı için kestiği vergi. Bekâr kamu görevlileri maaşının yüzde 15-20’sini, evliler ise yüzde 10’unu himmet olarak öder. Toplanan paranın yüzde 15’i ‘kutsal pay’ olarak Gülen’e gönderilir.

İstişare: Bir iş yapılmadan önce örgütün abisinin veya ablasının emrinde toplanıp karar verme.

Şefkat tokadı: Abinin talimatına uymakta ihmal gösteren kişinin bir kötülükle ikaz edilmesi. Bu kötülüğün Allah’tan geldiğine inanılır.

Tazir: Örgütten bir kimsenin ayrılacağı veya kopacağı sezilirse veya itaat dışına çıkanlara tazir uygulanır.

Zecr tokadı: Örgütten ayrılan kimsenin aklını başına alması için örgütün vurduğu etkili ve tesirli bir darbe.

Tart: İtaat etmeyen ve tekrar kazanılması mümkün olmayan cemaat üyesinin kovulması.

Abi: Bir ışık evi ya da en küçük örgüt biriminin sorumlusu. Abilik gibi ablalık da vardır ama kadınlar üst düzey yönetici olamazlar.

Fetih: Kamu idarelerinde kadrolaşma.

Fetih okutma: Kamuya giriş sınavlarının sorularının elde edilerek sınavı kazandırma.

Altın nesil: Cemaatin öğretisini benimseyen ve Gülen’e itaat eden kişilerin genel adı.

Kıtmanilik: Gülen’in sezilmemek için geliştirdiği ve çarçabuk işleri yapmayı emreden öğretisi.

Maklube: Salata, yoğurt ile pilav arası patates kızartması ve et karışımı bir yemek. Kazanılacak kişiye özellikle maklube ikram edilir.


Yeri: http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yazi_dizileri/581491/iste__FETO__sozlugu.html

Yeri (resimli): http://www.izgazete.net/fotograf/99/yeni-tanisanlar-icin-feto-sozlugu/s/4

[Edited at 2016-09-18 17:19 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"Alzheimerlı yaşlı çiftin evine girip darbeyi yönetti" Sep 21, 2016

--Sabah gaztesinden alındı--
YÜKSEL TEMEL Giriş Tarihi: 22.9.2016

Firari FETÖ imamı Adil Öksüz’ün, darbe girişimini yaşlı bir çiftin Ankara Kazan’da bulunan evinden yönettiği, halk sokaklara dökülünce de Akıncı Üssü’ne geçtiği ortaya çıktı. Evde, asetatlı harita ve not defteri bulundu.

FETÖ'nün firari imamı ve darbe girişiminin kilit isimlerinden Adil Öksüz'ün, 15 Temmuz'u, Ankara-Kazan'da alzheimer hastası yaşlı bir çiftin evinden yönettiği ortaya çıktı. Öksüz'ün "Tanrı misafiri" denilerek götürüldüğü evde yapılan aramada, asetatlı harita ve not defteri bulundu. Yaşlı çiftin de ifadesine başvuruldu.

Her yerde aranan FETÖ'nün 'havacılardan sorumlu imamı' Adil Öksüz'le ilgili çarpıcı ayrıntılara ulaşıldı. Savcılık koordinesinde çalışmasını sürdüren "özel ekip" Öksüz'ün FETÖ üyeleri tarafından 15 Temmuz akşamı, ihanet merkezi olan Akıncı Üssü'nün de yer aldığı Kazan ilçesine götürüldüğünü tespit etti.

PİLOT OĞULLARI 2007'DE ŞEHİT OLDU
Şeytani bir taktikle hareket eden FETÖ'nün, 2007'de pilot oğulları şehit düşen ve yalnız yaşayan 80 yaşındaki yaşlı bir çiftin evini üs seçtiği belirlendi. Adresi gizli tutulan evin altında bulunan bir iş yeri kamerasından tespit edilen Öksüz'ün, FETÖ üyeleri tarafından ev sahibine "Tanrı misafiri" diye götürüldüğü kaydedildi. Elinde çantasıyla eve giden Öksüz'ün evin bir odasında yalnız başına kalarak, darbe girişimini gece yarısına kadar buradan yönettiği belirtildi.

GÜLEN'LE AKAR'I GÖRÜŞTÜRECEKTİ
Gece yarısından sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Milli iradeye sahip çıkın" çağrısı ve halkın sokaklara dökülmesi üzerine işler tersine dönünce Adil Öksüz evi terk ederek Akıncı Üssü'ne gitti. Öksüz'ün, Gölbaşı'nda bulunan Türksat'ın ve Özel Harekât Dairesi'nin bombalanması talimatını verdiği de kaydedildi. Öksüz'ün, Akıncı Üssü'nde rehin tutulan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ı Fetullah Gülen'le görüştürmek için aracı konumda bulunduğu da belirtildi.

GPS CİHAZI, 11 BİN TL VE 3 BİN DOLAR
FETÖ imamı Öksüz, darbe girişiminin başarısız olmasının ardından Akıncı Üssü'nden kaçmaya çalışırken yol kenarında yakalandı. Üzerinde bir GPS cihazı ile deri çanta içinde 11 bin 450 TL, 3 bin 600 dolar ve 2 cep telefonu bulunduğu, jandarma tarafından tutanak altına alındı. Ancak tutanakta polise teslim edildiği belirtilen GPS cihazının kayıp olduğu ortaya çıktı. Jandarma tarafından düzenlenen ikinci tutanakta ise cihazın kendilerine teslim edilmediği ve Adil Öksüz'ün cihazı klozete attığını söylediği iddia edildi. Halen akıbeti meçhul olan GPS cihazının, savcılık işlemlerinin ardından serbest bırakılan Öksüz'e yeniden teslim edildiği tahmin ediliyor.

'TANRI MİSAFİRİ' DİYE GETİRMİŞLER
Soruşturma kapsamında adres ve kimlik bilgileri gizli tutulan yaşlı çiftin evinde arama yapıldı. Firari Adil Öksüz'ün o gece "asetatlı haritalar" ile not defteri kullandığı belirlendi. Delil niteliği taşıyan belgelere el konulurken, yaşlı çiftin de ifadesine başvuruldu. Sağlık problemlerinden dolayı yeterli bilgi veremeyen çiftin, "Cemaatten bazıları bize Adil Öksüz'ü getirdi. Akşam yolda kalmış. Üniversitede hoca. Tanrı misafiri olarak sizde kalsın" dedikleri kaydedildi.

ARABA GÜNEŞLİĞİ TAKTİĞİ
Adil Öksüz'le ilgili yürütülen soruşturmada önemli bir ayrıntı da dikkati çekti. Son 1 aylık kamera kaydı incelemesinde Öksüz'ün arabayla gittiği tüm noktalara bakıldı. Firari imamın arabanın ön koltuğunda eşi otururken aracın güneşliğini sürekli açık tuttuğu ancak başkası oturduğunda ise güneşliği kapattığı tespit edildi. Gece gündüz ayırt etmeksizin aynı yöntemi kullanan Öksüz'ün, örgüt üyelerini deşifre etmemek için bu yola başvurduğu sanılıyor. Öksüz'ün, "Önleyici - karşı koyma istihbarat tekniği" üzerine eğitim aldığı değerlendirmesi yapıldı.

Yeri: http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/09/22/alzheimerli-yasli-ciftin-evine-girip-darbeyi-yonetti


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"Darbeci pilotlar Özel Harekat'ı böyle vurmuş!" Sep 22, 2016

--Hürriyet gaztesinden alındı--
ANKARA (AA) 22 Eylül 2016 - 15:10 Son Güncelleme : 22 Eylül 2016 - 15:46

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında çok sayıda polisin şehit olduğu Gölbaşı'nda Özel Harekat Daire Başkanlığı ile Havacılık Daire Başkanlığına bomba atan darbeci F-16 savaş uçağı pilotlarının telsiz konuşmalarına ulaşıldı.

Ankara Batı Cumhuriyet Savcılığınca FETÖ'nün darbe girişiminin ardından Akıncı 4. Ana Jet Üs Komutanlığında yapılan incelemelerde Ankara'nın Gölbaşı ilçesindeki Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Hareket Daire Başkanlığına, 141 ve 143'üncü filolardan kalkan F-16 savaş uçaklarının bir bomba attığı tespit edildi. Ayrıca Havacılık Daire Başkanlığına da bir bombanın atıldığı belirlendi.

Soruşturma kapsamında elde edilen delillere göre, Havacılık Daire Başkanlığına bomba atılması talimatını darbeci askerlerden Ahmet Tosun verdi. Söz konusu bombanın atılacağı yeri 94-0105 kuyruk numaralı uçağı kullanan "Aslan 1 Numara" koduyla Mustafa Azimetli ve Ekrem Aydoğdu işaretledi.

Bomba ise "Aslan 1 İki" koduyla darbeci pilot Mehmet Çetin Kaplan tarafından kullanılan 93-0691 kuyruk numaralı uçaktan atıldı. Özel Harekat Daire Başkanlığına ise bombayı, 93-0696 veya 94-1563 kuyruk numaralı uçakla darbeci pilot Uğur Uzunoğlu attı. Telsiz konuşmalarına göre Ahmet Tosun, her iki bombanın atılması için talimat veriyor.

DARBECİ PİLOTLAR BİRBİRİNE 'HOCAM' DİYOR

Tosun ve Azimetli ile diğer pilotlar telsiz konuşmalarında birbirlerine "Hocam" diye hitap ediyor. Azimetli'nin Özel Harekat Daire Başkanlığında bir helikopterin bulunduğunu ve motorunu çalıştırdığında vuracağını belirtmesi üzerine Tosun, "Vurabilirsiniz" şeklinde talimat veriyor. Ekrem Aydoğdu'nun Havacılık Daire Başkanlığında bir helikopterin vurulduğunu bildirmesi üzerine Tosun, "Elinize sağlık" ifadelerini kullanıyor.

Telsizden cuntacı askerlere harekat komutanının çeşitli talimatlarını aktaran Tosun, ayrıca Özel Harekat Daire Başkanlığı nizamiyesinde hareketlilik görüldüğü anda bölgenin ateş altına alınarak vurulması yönünde pilotları talimatlandırıyor.

Aydoğdu'nun bombalamanın ardından nizamiyede ambulansların bulunduğunu ifade etmesi üzerine Tosun, hareket görüldüğünde vurulması talimatını tekrarlıyor. Kanlı darbe girişiminin yaşandığı ve çok sayıda polisin şehit olduğu Özel Harekat Daire Başkanlığı ile Havacılık Daire Başkanlığının bombalanma anlarında cuntacı pilotların aralarındaki telsiz konuşmalarından bazıları şöyle:

Ahmet Tosun: Bölge neresi, hocam PÖH mü?

Mustafa Azimetli: Tamamen PÖH. A9 helikopterli araç helikopterli araç motor çalıştırırsa vuracağım.

Ahmet Tosun: Anlaşıldı hocam vurabilirsiniz, harekat komutanımız burda vurabilirsiniz.

Mustafa Azimetli: Hareketli görünüyor.

Ahmet Tosun: Mutabık vurun, vurabilirsiniz.

Mustafa Azimetli: Okey hocam beklemede kalın bildireceğim.

Ahmet Tosun: Anlaşıldı bekliyoruz.

Mustafa Azimetli: Hocam şu an A9'dan bir tane helikopter çıkardılar Skorsky ama araçla itiyorlar görünüyor. Şu an pistin ortasına doğru aldılar eğer hareketlilik görürsek taarruz başlayacak.

Mustafa Azimetli: Hocam vuruyoruz, bunu belli kaldıracaklar.

'ÖZELLİKLE NİZAMİYEYİ VURUN'

Ahmet Tosun: Özellikle nizamiye bölgelerinde hareketli hedef varsa vurun

Ekrem Aydoğdu: Şu an bir helikopter yakıt alıyor muhtemel çalıştıracaklar, onu vuralım mı?

Ahmet Tosun: Hareket görürseniz vurun.

Ekrem Aydoğdu: Filo Aslan 1 tek helikopter imha edildi.

Ahmet Tosun: Anlaşıldı hocam elinize sağlık.

Ekrem Aydoğdu: İkinci helikopteri de imha etmek istiyoruz şey için.

Ahmet Tosun: Anlaşıldı hocam talimat hareket görürseniz vurun, özellikle nizamiyeyi vurun. Harekat komutanımızın emri nizamiye bölgesinde hareket olursa vurun.

'HAREKETLİLİK VARDI, ATIŞ YAPILDI'

Uğur Uzunoğlu: Kurt filo aslan 3 nizamiyeye bir adet atış yapıldı.

Mustafa Azimetli: Hocam tekrar edin nizamiyede hareketlilik var mı?

Uğur Uzunoğlu: Nizamiyede hareketlilik vardı, bir atış yapıldı, bir büyük.

Ekrem Aydoğdu: Hocam şey konusunda dikkatli olun. Muhtemelen ölü ve yaralılar var bölgeye ambulanslar girecek o konuda dikkatli olun.

Uğur Uzunoğlu: Araç hareketini takiben yaklaşık 15-20 kişi nizamiyeden giriş yapıyor.

Ahmet Tosun: Anlaşıldı nizamiye bölgesinde hareketli hedeflere atış serbest. Nizamiye bölgesindeki, nizamiye bölgesi serbest atış.

Uğur Uzunoğlu: ...Bölgede bir helikopter, bir de nizamiye vuruldu.

Ekrem Aydoğdu: Anlaşıldı aslan 4. Nizamiyedeki bir helikopteri vurdunuz anladım.


Yeri (görüntülü): http://www.hurriyet.com.tr/darbeci-pilotlar-ozel-harekati-boyle-vurmus-40229130


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"Scientology tarikatının gizli üssü görüntülendi" Sep 22, 2016

--Hürriyetten alındı--
Hürriyet Haber 22 Eylül 2016 - 21:05 Son Güncelleme : 22 Eylül 2016 - 21:07

Tom Cruise ve John Travolta gibi ünlü Hollywood yıldızlarının üyesi olduğu Scientology tarikatının gizli üssü olan 'Altın Üs' görüntülendi.

ABD'li bilim kurgu yazarı L. Ron Hubbard tarafından geliştirilen Scientology tarikatının Kaliforniya’daki üssü dronlarla görüntülendi.

​Dronlarda yer alan 4K çözünürlüklü kameralara yansıyan üssün, 2 kilometrekarelik alana yayıldığı ve tarikatın uluslararası yönetim merkezi olduğu belirtiliyor.

Görüntülerin ayrıca kimliği belirsiz kişiler tarafından, tarikatla ilgili 1995 yılından bu yana haberler yayan gazeteci Tony Ortega’nın Underground Bunker isimli sitesine gönderildiği gelen bilgiler arasında.

Görüntülerde üssün en önemli yeri olduğu belirtilen 'Bina 50' isimli yapı görülüyor.

Üste daha önce birkaç yıl çalışmış olan Tony DeVocht’un açıklamasına göre, inşası 47 milyon dolara mal olan binada dini teknoloji merkezinin yanı sıra tarikatın lideri David Miscavige'in odası da bulunuyor. Üste ayrıca tarikatın kurucusu L. Ron Hubbard'ın ölmeden önce evi olarak kullandığı ve en sevdiği yer olan 'Bonnie View' yer alıyor.

Yeri (foturaflı): http://www.hurriyet.com.tr/scientology-tarikatinin-gizli-ussu-goruntulendi-40229296

============
==============
ADO_YORUM: Gözüm bi yerlerden ıssırıyor böyle yapıları amma tam çıkartamadım Yav ne para varmış be bu işlerde Hurşit ağbi. Hangi dükkana girsem üzerinde dini sömürüsel yazılar olan kumbaralarlan karşılaşıyorum. Daha geçen fırında adamın biri 10 lira attı getti kumbaraya sevap olacak diye- kimbilir hangi tarikatın şeysi bu kumbaralar. Selam verdi borçlu çıktı adam, sömürüsel propagandaya yenildi anlayacağın... Halbuki aldığı 3 ekmek 2 lira 25 kuruş. Bağışladığı 10 lira. Huzur içinde üyümüştür evine varınca... Bi tarikat da ben mi kursam ki ? "Bağlantısızlar tarikatı"nı kursam; hiçbir yere bağlı değilsiniz, kendi toplantınızı kendiniz yapın evinizde desem; amaç hiç kimseye aldanmadan yaşayıp gitmek desem, bağış yasak desem; istediğinize inanın desem; kişilerin arkasından gidilmesin desem, desem, desem, kendi kendinizin liderisiniz, kimseye bağlanmayın, sömürü olmasın desem... Kimse gelmez kesin, sömürü yok ya ondan. Dur bakalım belki kedileri kandırabilirim..
___________________________________________


===============================================

By DAILYMAIL REPORTER
PUBLISHED: 03:34 GMT, 21 September 2016 | UPDATED: 06:39 GMT, 21 September 2016

Incredible drone footage shows the Church of Scientology's secretive 'Gold Base' HQ - complete with a special gym, suite and full-sized theater just for Tom Cruise
===============================================

-Drone footage shows the Church of Scientology's 500-acre international management headquarters
-An anonymous source captured the footage that shows aerial views of several significant buildings
-Building 50 can be seen in the footage which houses Scientology leader David Miscavige's offices
-Another significant building is Bonnie View, a residence Scientology Founder L. Ron Hubbard really liked

Incredible drone footage has captured aerial views of the Church of Scientology's massive and secret 'Gold Base' headquarters located in California.

The video shows Scientology's 500-acre international management headquarters, which is also known as 'Int Base' to Scientologists as well as 'Gold Base' because it holds the Golden Era Productions studios.

An anonymous source originally sent the footage to the Underground Bunker, a site operated by journalist Tony Ortega, who has covered Scientology since 1995.

The source filmed the facilities using a 4K camera mounted on a drone.

The website reported that they sent screenshots from the video to a man named Tom DeVocht, who worked at the base for several years.

DeVocht told the Bunker that one of the most significant places on the site is Building 50.

That particular building holds the offices of the Religious Technology Center and its chairman, Scientology leader David Miscavige.
DeVocht told the site that located near Building 50 is a rectangular garage that holds Miscavige's vehicles.

He said he spent close to $47 million on Building 50, adding that the trees surrounding it cost as much as $10,000 each.
The entire facility also has its own power plant to ensure the base has its own electricity supply.

DeVocht revealed other interesting information about a set of newly constructed apartment buildings on the site, which are called the 'berthing'.

He told the Bunker that he was excommunicated because he refused to finish building them after he reportedly found out that Miscavige was going to use them to lock up dissident members.

'I'm not locking anyone up,' he said.

Near the apartment buildings is a special gym that was built for Miscavige and his guy pal, Tom Cruise.

Another significant building on the compound is the Bonnie View, which was the name of a Scottish-themed residence that was located on the land when the church bought the property.

The Church of Scientology founder, L. Ron Hubbard liked the Bonnie View home and had intentions of living in it but Miscavige had the house torn down and replaced with a larger version.

DeVocht told the Bunker that the place is filled with items from Hubbard's life.

There are three small buildings near the home that are visitor suites, which Tom Cruise would use when he was visiting and one of them is even equipped with a full-sized theater for Cruise's use.

Located on the compound are two square buildings with white roofs, where Miscvaige held 80 people in prison, some for several years, in what is known as The Hole.

DeVocht told the Bunker that the lake located on the compound used to be a small pond, where people were made to jump into the water.

He said they also use 'millions of gallons a day watering that grass'.

Lastly, the footage shows the Star of California, a building constructed across from a highway that is supposed to resemble a sailing ship, complete with three masts.

-----
Yeri (bol fotoğraflı ve İHA görüntülü): http://www.dailymail.co.uk/news/article-3799484/Incredible-drone-footage-shows-Church-Scientology-s-massive-secretive-Gold-Base-headquarters.html



[Edited at 2016-09-23 14:35 GMT]


Direct link Reply with quote
 

Adnan Özdemir  Identity Verified
Turchia
Local time: 04:36
Membro (2007)
Da Tedesco a Turco
+ ...
AVVIO ARGOMENTO
"FETÖ yurdunda gizli odalar..." Sep 23, 2016

--Hürriyet gaztesinden alındı--
DHA 23 Eylül 2016 - 19:07 Son Güncelleme : 23 Eylül 2016 - 20:02

FETÖ kapsamında faaliyet gösterdiği tespit edildikten sonra Gaziantep Üniversitesi’ne bağlanan ve adı 15 Temmuz Yerleşkesi olarak değiştirilen Zirve Üniversitesi içerisindeki erkek yurdunda gizli asansörle çıkılan gizli odalar ve bölmeler bulundu.

Eski Zirve Üniversitesi içerisinde bulunan erkek öğrenci yurdunda örgüt lideri Fethullah Gülen ile görüşmelerin yapıldığı iddia edilen ve ayrıca 12 ilin bölge toplantılarının yapıldığı özel odalar ve bölmeler ortaya çıktı.

Gazetecilerle bir araya gelen Gaziantep Üniversitesi Rektörü Ali Gür, eğitim verilen ve üniversite öğrencilerinin kaldığı yurtta gördükleri manzara karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediklerini ve basınla paylaşmak istediklerini söyledi. 12 ilin bölge toplantılarının 400 öğrencinin kaldığı yurtta gizli asansörlerle çıkılan gizli odalarda yapıldığını anlatan Rektör Gür, şöyle konuştu:

"Biliyorsunuz Gaziantep 12 tane ilin idare edildiği bir yer. FETÖ yapılanmasının bölge toplantıları burada yapılıyordu. Yıllarca milletin kesesinden alıp kendi çıkarları uğruna yeni yapılanmalar oluşturup gizli bölmelerden müteşekkil aynı zamanda da öğrenci yurdu adı altında çeşitli özel yapılanmalar yapılmış. Devletimize Allah zeval vermesin. Milletimizin cebinden alınanlar tekrar devletimizin eliyle alınarak milletimize tekrar iade edilmiştir."

YURT YENİDEN REVİZE EDİLİYOR

Gür, yurdu yeniden revize ettiklerini ve öğrencilerin güvenle kalabilecekleri bir ortama dönüştürmeye çalıştıklarını söyledi.

Yurda ilk geldiklerinde normal bir yurt görünümünde olduğunu ancak üst katlara çıktıklarında gizli bölmelerin, kozmik odaların ve gizli asansörlerin bulunduğunu anlatan Rektör Gür, FETÖ yurtlarının birçoğunda bu konseptin bulunduğunu söyledi. Örgütün özel toplantılarının bu yurtta yapıldığını dile getiren Rektör Gür, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İlk baktığımızda yurt olarak buraya geldik. Üst katlara baktığımızda öğrencilerle alakası olmayan özel bölmeler, özel asansörler ve özellikle yukarıda çok büyük bir salon var. Buralar bu örgütün yapılanmasına bakıldığında özel toplantıların yapıldığı yerlerdir buralar. Genellikle yurtlarında bu konsept hep var. Özellikle dikkatimizi çeken şey camlı bölme olan bir oda var. İçeriden dışarının görülmediği ancak dışarıdan içerinin görüldüğü çok özel dizayn edilmiş bir yer var. 12 ilin ana kumanda merkezi Gaziantep’ti bunu biliyoruz. Gaziantep’te FETÖ’nün toplantıları da bu Zirve Üniversitesi’nde yapılıyordu ki bizde bütün öğrencilerimiz yıllarca 'niye 15 Temmuz’ diyerek sorsunlar diyerek buranın ismini 15 Temmuz Yerleşkesi olarak değiştirdik. Hafızalar sürekli taze kalsın istedik."

Bu arada yurt içerisinde örgüte bağlı daha önce birçok ildeki yurtlarda da olduğu gibi örgüt liderinin kalması için hazırlanan yer yatağı dikkat çekti.
--
1) FETÖ yurdunda gizli odalar (lüküs, foturaflı): http://www.takvim.com.tr/multimedya/galeri/turkiye/feto-yurdunda-gizli-odalar
2) Yeri (7 foturaflı): http://www.hurriyet.com.tr/galeri-40229987
3) FETÖ için en kritik iller: http://www.sabah.com.tr/fotohaber/gundem/feto-icin-en-kritik-iller


====================
==========================
ADO_YORUM: Devlet, yurt-barınma işlerini neredeyse bırakmış, aykontiler yapsın demiş. Böyle devlet olunmaz, olmaz. Sonra beyinler yıkanıverir işte böyle. Darbeciler bomba atıyor uçaklardan, ki bunlar oldukça lüks bombalar, sanki bilgisayarda savaş oyunu oynuyormuş gibi rahat ve robotlaşmış herifler. Bombaladıkları da düşman unsurları değil haa; Polis Özel Harekat Merkezi, TBMM, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi, Ankara Emniyet Müdürlüğü, MİT, Türksat Uydu Merkezi... Boğaziçi köprüsü bombalanmaktan şans eseri kurtulmuş. Tanklarla ezilen, F 16'larla bombalanan, en modern savaş helikopterlerinden atılan azılı mermilerle taranan, üzerlerine kurşun yağdırılan bu halk; sen ben o, Ayşe teyze Ali amca Genç yurttaş, bu ülkenin insanları...

Ülkenin cumhurbaşkanının tatil yaptığı otelin, TR ordusuna mensup alçaklarca basılması demek ne demek?! 15-16 temmuzdaki darbede yaşanan tüm bu alçaklıklar; gezegende, başka hangi ülkenin modern siyasi tarihinde yaşanmıştır? Var mıdır? Bırak yaşanmasını, çağdaş avrupa ülkelerinde hayal bile edilemez böyle şeyler.

Aslında bu darbecilerin ve benzeri zihniyettekilerin ilk bombalamak isteyecekleri yer Anıtkabir. Bunu -petka gerektirdiği için- erteledikleri anlaşılıyor. İşe bak ki bu darbeci canavarlar Atatürk'ümüzün adını ve "yurtta barış, dünyada barış" sözünü kullanarak şeriatsal bir darbeye kalkışıyorlar!!! Sırf hükümeti devirmek amacıyla darbeye katılan, çıkarcı, mevkici-makamcı subaylar da olmuşsa bu kalkışmada; bunlar çok iyi uyutulmuşlar kesinlikle! Sözde şeriatçılar (FETÖ'cüler) bunları bir gecede temizlerlerdi gücü ele geçirebilseydiler...

Sonuçta darbe darbedir. Darbenin emir-komutalısı, emir komutasızı, cuntacılısı şuculusu buculusu hepsi aynı b.kun laciverdidir. Adam siyasal parti kurup; plan-proje üreterek oy isteyeceğine "silah kimdeyse güç ondadır" mantıksızlığıyla başa geçmeye çabalıyor. Olmaz bu! Siz benden oy alabildiniz mi? Niye demokrasi, demokrassiii diye diye hançerelerimizi yırtıyoruz? Millete sormadan başa geçmeye kalkılır mı ey şaşkınlar!? Diyelim ki ben de başa geçmek isterim ama parti kursam alacağım oy en fazla 1 tek oy olur. O zaman şansımı zorlamadan, ülkeye zarar vermeden ben sıvışırım arkadaş politika sahnesinden, parti marti de kurmam, oy alamam çünkü.

Kur partini, adı da "Azuzu Berria Cemiyet Uçurur Sizi Ey Millet Partisi" gibi bişey olsun, programını açıkla; de ki; iktidara GELİNCE HEPİNİZİ iRAN GİBİ YAPACAĞIZ, KARA BÜRGÜYE SOKACAĞIZ, KAZANCINIZIN %10'UNU PARTİMİZE HİMMET ADIYLA YONTACAĞIZ; İLK DEFAdan başımıza MEHDİ GELECEK; MESİH DE ONUN ARKASINDA NAMAZA DURACAK; 4 ÖĞÜN BEDAVA ETLİEKMEK VERCEZ; ŞARAP-RAKI YASAKLANACAK; HERKESİN 4 KADINLA EVLENMESİ ZORUNLU OLACAK- AÇIĞI KAPATMAK İÇİN YURTDIŞLARINDAN GELİNLER GETİRCEZ DE. Yeni bir din uyduracaz başa gelince de. Çevirmenlere aylık bağlayacaz de örneğin; her çevirici 15 bin avro alacak ayda de, de... Al %50 oy yönet. Bu oyu alman bile aklına gelen herşeyi yapabileceğin anlamına gelmez! Bunu da unutma...

Devlet devletliğini bilmeli ve kendisini yıkmaya azmeden hiçbir güce aman vermemeli. Bir de her lafının içinde Atatürk adını geçiren ancak uyuyan aymazlar var. Akıl-akıl-akıl öne çıkarılmalı. Bir tane Ayfon alacağız diye dünyanın meyvesini satıyoruz yurtdışına; 3 ton üzüme 1 ayfon !

Her önüne gelen paralel bir örgüt yapılanması kurmaya çalışırsa devlet olmanın tekelliği ve özelliği de kalmıyor o zaman. Toplanan vergiler hıyanet içindeki tek bir kişiye bile aylık olarak verilmemeli. Olmayacaksa, yapılamayacaksa, ben 1 kişilik Bağlantısız Cumhuriyetimi kurarım o zaman. Anlaşıldı mı Musti? Umarım başa düşmüştür !
___________________________________________________

[Edited at 2016-09-24 02:57 GMT]


Direct link Reply with quote
 
Pagine:   < [1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28] >


To report site rules violations or get help, contact a site moderator:


You can also contact site staff by submitting a support request »

UYARI: Dikkat Scam

Advanced search


Translation news in Turchia





Across v6.3
Translation Toolkit and Sales Potential under One Roof

Apart from features that enable you to translate more efficiently, the new Across Translator Edition v6.3 comprises your crossMarket membership. The new online network for Across users assists you in exploring new sales potential and generating revenue.

More info »
CafeTran Espresso
You've never met a CAT tool this clever!

Translate faster & easier, using a sophisticated CAT tool built by a translator / developer. Accept jobs from clients who use SDL Trados, MemoQ, Wordfast & major CAT tools. Download and start using CafeTran Espresso -- for free

More info »



Forums
  • All of ProZ.com
  • Cerca un termine
  • Lavori
  • Forum
  • Multiple search